Anılar V

Ev kamyonun kasasına sığmaz, meçhule yolculukta… En uzakları arkada bırakırken

Delikli kaşkoller, eldivenlerle sarmalansak da titreyen gövdemiz

Geceyi dar eden ısırıcı rüzgârla yiter seslerdir

Babamlar, ölmüş siyasiler ve yabancı konuşup giderken

Çatılar, antenlerle bir yanda… Berisi muğlâk, karanlık… Deniz yosun üfler

Midemiz alev alır, sahte vanilya mıdır, asfalttan mıdır o demler

Sokak lambasına sığınmak mı, battaniye düşlemek mi ısıtır?

Minaresi yıkık, hayalleri sahipsiz… Güvercinler kanat vurur her daim kubbelerden

Güneşi getiren inatla… Etraf aydınlık görmemiş gözlerle dolar

Sabah ezanı kaçmış! Boşluktan keskin ufunet yükselirken

Komşuları hangi tanrı uyandırır… Sakalları tıraşlı, aksakça

Mağaralarından başkaldırmış… Seyrek dişleriyle bir şeyler gevelerler

Yalpalar… O sevimsiz, o berbat günler şimdileri

Nedense buradadır? Burnu damar damar, kafayı çekmiş akrabalar

Milletçe ukalâ, tanrıtanımaz, nemrut

Kibirleri nerelerden uzanır?

Sokağa alışmadan bulvarları arşınlar… Büyük gölge bırakan binalarla

Girişi mezar, çıkışı mahpus kasabada o demler

Musluklar ağır metal akardı, ırmağın kızıl kenarından

Faili meçhul cesetler sarkar… Talimden dönen, yorgun çeteler sendeler

Silahlar patlardı kendiliğinden yatsıları

Evlere kapanır

Devleti kapıda karşılardık pazarları

Balkondan dağın kırık tepesine bakar, bakır yıldızların kayışını seyrederdim

Yalan, asılsız… Martaval, güpegündüz!

Balkonları kuş boku kokar, her daim… Yakınına varılmaz yaz ayları… Sakın… Bundandı


YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.


Bir Cevap Yazın

YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin