Orta Doğu Gezi Notları: Umman

Yazar: Abdullah Yasir Can

Orta Doğu ülkeleri hakkında Türkiye’den bakan biri olarak sanırım karşımıza çıkan ilk problem önyargılardır. Her ne kadar Türkiye, Orta Doğu ülkesi olsa da ülkemizde yaygın olan algı, Orta Doğu ülkelerinin geri kalmışlığı, güvenlik problemleri, siyasi istikrarsızlığı gibi noktalara odaklanmaktadır. Bu noktada temel problem geniş bir coğrafyaya yayılmış ülkelerin bu tarz durumlarının olup olmaması değil, akla gelen başlıca özelliklerinin bu durumlar olmasıdır. Yoksa elbette bahsi geçen olumsuzluklar bir ülkede olabilir. Ancak beraberinde güzellikler, örnek alınabilecek uygulamalar, kültürel-entelektüel birikimler de mevcuttur. Neticede o ülkelerde de insanlar yaşamakta; kendileri, toplumları ve insanlık için değerler üretmektedirler. Olay esasında bir bakış meselesidir. Farklı ülkelere bakıştaki bu tarz önyargıları kaldırmanın pek çok yolu vardır. Merak edip araştırma yapmak, seyahat etmek hatta içinde yaşamak bu önyargıları aşmak yolundaki çeşitli adımlardır. Ben de bu doğrultudaki adımlardan biri olarak 2025 yılının sonlarında gerçekleştirdiğim Umman ziyaretimden hafızamda kalanları aktarmaya çalışacağım.

Neden Umman?

Umman’ı merak edip gündemime alma sebeplerimin başında daha önce herhangi bir körfez ülkesine gitmemiş olmak geliyordu. Körfez ülkeleri için anlatılanlar genelde zenginlik ve modernlik noktalarında düğümleniyordu. Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar gibi ülkeler için anlatılanlar ekseriyetle zenginliklerinden kaynaklı gösteriş ve ihtişamları üzerine; tarihsel köklerinin çok eskiye gitmemesi yönüyle de modern şehir ve toplumlar inşa etmeleri üzerine odaklanıyordu. Ancak körfez ülkeleri içinden Umman’ı seçme sebebim bu özellikleri taşımasının yanında kendisine ait temel bir özelliğinin bilgisine sahip olmamdı. O da Umman halkının ve yöneticilerinin İbâdî mezhebinden olmasıydı. Türkiye ve diğer Orta Doğu ülkeleri, içlerindeki dini, etnik ve mezhebi azınlıkları bir kenara bıraktığımızda Sünniliğe ya da alt kollarına bağlı halklardan müteşekkildir. İran’ın Şiî, Yemen’in Zeydî ve Umman’ın İbâdî olması Orta Doğu için mezhebi farklılıkların toplumsallaşmış halleridir. Umman için de bu düşünceyle merak ettiğim soru; hakkında belli uzmanlıkların haricinde neredeyse hiçbir fikrimizin olmadığı bir mezhebin bir körfez ülkesinin en yaygın mezhebi oluşunun ne anlama geldiğiydi. Aynı doğrultuda İran’da Şiîliğin, Yemen’de ise Zeydîliğin hakim olmasının ne anlam ifade ettiği sorusu her zaman gündemimdeydi. Çağdaş dünya görüşlerinin bilhassa sekülerlik gibi düşüncelerin modern devletlerdeki ağırlığını ve Batı dışı toplumlardaki etkilerini biliyor olsam da Müslüman bir ülkenin neredeyse resmi statüde bir mezhebe bağlı olması merakımı celbetmişti. Elbette Umman’ın kendine ait özellikleri İbâdîlik’ten ibaret değildir. Sadece körfeze kişisel yolculuğumun tetikleyici unsuru zenginlik, ihtişam vs. arayışı değil, aynı dinin mensubu olup farklı dünya görüşlerinde olduğumuz bir toplum hakkında kitaplarda yazılan bilgilerin yanı sıra kim olduklarını, neler yaptıklarını, nasıl yaşadıklarını, ne düşündüklerini yerinde görme isteğiydi.

Eğer bu şekilde bir tanıma çabasına girilmezse Umman özelinde karşımıza çıkan algılar onun Orta Doğu ülkesi olması, körfez ülkesi olması ve Arap ülkesi olmasıyla özetlenebilir. Ülkemizde üç algı da genel itibariyle yukarıda zikredilen gerekçelerle olumsuzdur. Oysa üç sahada da Umman’ın kendine ait istisnai tarafları mevcuttur.

Umman’da Ne Var Ne Yok?

Umman Sultanlığı, körfez ülkelerinden biri olup Arap Yarımadasının güneydoğusunda bulunmasından dolayı sınırlarının bir tarafı Umman Denizi tarafından çevrelenen diğer tarafı ise Yemen, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile komşu olan bir ülkedir. Başkenti Maskat olup, Nizwa, Rustaq, Sohar, Selâle gibi tarihi şehirlere sahiptir. Beş buçuk milyon nüfusuyla dünyanın en yüksek üçüncü para birimi onlarındır. Umman’dan İstanbul’a ve bildiğim kadarıyla Trabzon’a aktarmasız uçuşlar bulunmaktadır.

Umman hakkında genel bilgiler verilirken vurgulanması gereken öncelikli bilgi Umman’da ne olmadığıdır. Umman’da Mısır Piramitleri, Petra gibi sembolik, tarihi ya da turistik anıt yapı bulunmamaktadır. Umman’ın bir rota olarak diğer Orta Doğu ülkelerinden daha az tercih edilmesinin ya da meşhur olmamasının sebeplerinden biri bu olabilir. Örneğin insanlar Mısır’a bir gezi düzenliyorsa rotalarında öncelikle piramitler olur, onun dışındaki kısımlar kişisel tercihlere göre şekillenir. Umman’da bu şekilde meşhur veya merkezi bir yapıt bulunmamaktadır. Diğer körfez ülkelerinde de bu gibi yapıtlar bulunmadığı düşünüldüğünde Umman’ın ayırt edici yönleri zikretmeye değer hale gelmektedir.

Umman köklü bir tarihe ve kültüre sahiptir. Konumu gereği ticaret yollarının üzerinde yer aldığı bir coğrafyası vardır. Orta Çağ sonlarında ticaret yollarının üzerinde olmak (özellikle de deniz ticaretinin) sömürgeci güçlerin hedefinde olmak demektir. Umman da Portekizlilerin istilalarından bu sebeple nasibini almıştır. Portekizlilerin ve bölgesel hanedanların savaşlar ve tehlikeler için inşa ettikleri kalelerin çoğu bugün otantik halleriyle ayaktadır. İşte Umman’da en çok görülecek, gezilecek yerlerin başında birbirine çok benzeyen çok sayıdaki kaleler gelir. Neredeyse bütün Umman şehirlerinde bu kalelerden vardır. Bazılarında birden fazla vardır. Herhangi bir şehrini gezerken bu kaleleri görmek Umman gezisinin ilk adımı olabilir.

Rustaq Kalesi

Umman’da şehircilik diğer körfez ülkelerinden farklı olarak yatay mimari ile şekillenmiştir. Gökdelenlerin, dikey yapılı binaların başkent Maskat’ta bile çok az oluşu dikkate değer bir husustur. Çünkü modernlikle beraber artan şehir nüfusları ve çok katlı kentsel dönüşüm faaliyetleri şehirlerde yaşayan orta sınıf insanların problemlerinden biridir. Ummanlılar yatay mimari ile bu problemi önemli oranda aşmış durumdalar. Hatta modern şehirciliği örnek alınacak bir şekilde inşa etmişler. İslam ve şehircilik tartışmaları için emsal teşkil edecek bir başarı sergilemişlerdir. Burada Umman gezisi için diğer bir seçenek ortaya çıkmaktadır. O da herhangi bir sembolik yapı aramadan şehrin muhtelif sokaklarında gezintiye çıkmak.

Umman’ı diğer körfez ülkelerinden ayırt edecek özellikleri özetle; tarihi ve kültürel yönlerinin dinamik olması, şehircilik anlayışı, ekonomik paylaşımın nispeten dengeli olmasıdır.

Umman’da gezilecek yerler bölgelere göre şekillenebilir. Kendi ziyaretim Maskat ve Nizwa şehirlerine olduğu için oralara dair detaylar aktaracağım.

Maskat’ta Gezilecek Yerler

Umman Milli Müzesi (Oman National Museum)

Maskat’ta somut olarak gezip görülecek yerlerin başında Umman Milli Müzesi gelmektedir. Müze ülkenin tarihinden kültürüne, coğrafyasından geleneklerine kadar genel olarak Umman hakkında bilinmesi gereken tüm bilgilerin tek çatı altında toplandığı bir mekan olarak karşımıza çıkmaktadır.

El-Alem Sarayı (Al Alam Palace)

Umman Milli Müzesinin tam karşısında yer alan bu saray, Maskat rotasının önemli bir durağıdır. Resmi törenlerin ve devlet protokollerinin gerçekleştiği sarayın iç kısmı ziyarete açık değil fakat dışardan bakan için mimarisiyle seyir zevki vermektedir. Müze ve sarayın yer aldığı bu bölge aynı zamanda Umman’ın siyasi olarak yönetim merkezidir. Bu bölgede aynı zamanda irili ufaklı başka müzeler, camiler ve resmi kurumların binaları yer almaktadır.

Matrah Çarşısı (Matrah Souq)

Maskat’ın geleneksel kapalı çarşısı burasıdır. Çarşıda geleneksel, kültürel ürünler satılmaktadır. Alışveriş noktasında doyurucu bir yerdir. Pazarlık yapmak kaydıyla güzel ürünler satın alınabilir. 1 Umman Riyalinin şu an (Ağustos 2026) 125 TL olduğunu düşünürsek 1 riyal bile indirim yapılması son derece önemlidir.

Matrah Kalesi (Matrah Fort)

Deniz kenarında, Matrah Çarşısı’nın hemen yanı başında yer alan bu kale, daha önce bahsedilen kalelerin Matrah bölgesindeki örneğidir. Konumu itibariyle diğerler kalelerden farklı olarak Maskat’ın tarihi mahallelerinin seyredilebildiği bir tepede yer alır. Günbatımından önce gidilip tepesinde günbatımı seyredildikten sonra liman manzarası ve şehrin ışıkları görülebilir. Etkileyici bir manzaraya sahiptir.

Burada zikredilen dört yer (Milli Müze, El-Alem Sarayı, Matrah Çarşısı ve Matrah Kalesi) aynı muhitte yer alıp bir gün içinde gezilip tamamlanabilir.

Opera Binası (Royal Opera House)

Umman modern mimari konusunda başarılı bir ülkedir. Bunlardan en dikkate değer olanı Opera Binasıdır. Özellikle iç kısmı geleneksel tarz ile modern mimarinin birleşimi için harika bir örnektir.

Camiler

Umman’da modern dönemde yapılmış mimari ve estetik değeri olan pek çok cami vardır. Herhangi biri gönül rahatlığıyla ziyaret edilebilir. Bunlar içinde en meşhurları Maskat’ta yer alan Sultan Qaboos, Mohammed Al Ameen, Zulfa, Sayyida Fatima bint Ali camileridir. İnsana huzur veren iç dizayn ve ferahlığı, dışarıdan da etkileyen mimarileri dikkate değerdir.

Sultan Qaboos Camii

Sultan Qaboos Camii

Sultan Qaboos Camii

Maskat’ta zikredilen yerler dışında Doğa Tarihi Müzesi, Petrol ve Doğalgaz Müzesi gibi müzeler; Güney Asya ülkelerinden gelen insanların yoğun olması sebebiyle Budist/Hindu tapınakları; alışveriş için Mall of Oman, Oman Avenues Mall gibi oldukça geniş alışveriş merkezleri; deniz kenarı olması hasebiyle uzun sahilleri (Qurm Beach), plajları hatta lüks marinaları (Al Mouj Marina); yine geleneksel tarzdaki alışveriş için çarşılar (Seeb Souq) gezi rotalarına dahil edilebilir.

Nizwa Şehri

Nizwa Umman’ın tarihi ve kültürel şehridir. Hatta lakabı “İslam Kültürünün Başkenti”dir. Bu şehir Maskat’a bir buçuk saat uzaklıkta yer alır. Merkezindeki kalesi ve çarşısıyla çok otantik bir ziyaret yeridir. Maskat’tan daha güzel olduğunu söyleyebilirim. Özellikle akşam vakti çarşı ve kalenin olduğu bölgede yürüyüş yapmak unutulmaz bir deneyim yaşatıyor. Orada tarihin ve kültürün yaşayan unsurlar olduğunu gözlemleyebiliyorsunuz. Ayrıca şehrin dışındaki Tarihte Umman Müzesi (Oman Across Ages Museum) de mutlaka görülmeyi hak eden bir müzedir.

Nizwa Çarşısı

Nizwa Çarşısından Bir Dükkan

Maskat ve Nizwa haricinde Umman’da gezilecek Sohar, Rustaq, Selâle gibi şehirler de bulunmaktadır. Oraları gezmediğim için bu yazıya konu etmedim ama gitmeyi düşünenler için bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Hatta Yemen sınırındaki (Maskat’a sekiz saat uzaklıkta) Selâle şehri Arap Yarımadası’nın alışıldık coğrafi özelliklerinin dışında dağlık ve yeşilliğin bol olduğu bir şehir özelliği taşıyor.

İzlenimler, Duygu ve Düşünceler

Öncelikle Umman yaz ve bahar mevsimlerinde gidilecek bir yer değil, hava sıcaklığı çok yüksek olduğu için nispeten bahar havası hissedilip rahat gezilebilmesi için kasım, aralık veya ocak aylarında gidilmelidir. Orada yaşayanların anlattıklarına göre şu ana kadar hiç kar yağışı olmamış. Hatta alışveriş merkezlerinde kar deneyimlemek isteyenler için yapay karla kapalı etkinlik alanları oluşturulmuş. Nispeten serin sayılan sonbahar mevsiminde bile gitseniz, denizden gelen aşırı nemle birleşen ve nefes almayı zorlaştıran bir sıcaklıkla karşılaşmak kaçınılmaz. Adeta yüzünüze bir yerden sıcak klima üflüyor. Umman’da yaşama isteğimin önündeki tek engel bu olabilir. İklimlerinden ve coğrafyalarından neden Trabzon’a direk uçuşları olduğu da anlaşılabiliyor.

Umman’da yaşadığım en büyük şok şehircilik ve mimari alanında olduğu için altını tekrar çizmekte yarar görüyorum. Bir insanın yaşaması için son derece uygun bir şehircilik anlayışı gözetilmiş. Yatay mimari ve estetik yapılaşma görülmeye değer.

Maskat tertemiz bir şehir. Ortak kullanım alanları, ara sokaklar da dahil olmak üzere şehir genel olarak çok temiz. Üstüne tütün ürünleri tüketimi de çok az olduğu için yerlerde izmarit dahi görmüyorsunuz.  

Umman’da insanların kendi tarihleriyle ve kültürleriyle barışık olduğunu gördüm. Modernleşme teknik ve teknolojik düzeyde algılanıyor. O yüzden modern bir söylemle geleneksel yaşantılarına karşı bir tavır alma olmamış. Aynı şekilde Selefîlik gibi öze dönüşçü bir söylemle de geleneksel birikimlerine mesafe koymamışlar. Kültürlerinin ön planda olduğu konular genellikle; mimari, giyim kuşam, yeme-içme kültürü ve en önemlisi yaptıkları herhangi bir şeyi estetize etme gibi noktalardadır. Sanatı ve mimariyi kendi tarihlerinin önemli bir parçası olarak düşündükleri için herhangi bir yapıda bile estetik kaygı taşıyabiliyorlar.

Umman’da diğer Orta Doğu ve körfez ülkelerinden farklı olarak halk arasında ekonomik uçurumlar yok. Halk orta sınıf ve üst sınıf olarak ayrılmış durumda. Alt sınıf yok denecek kadar az. Bir haftalık Umman ziyaretimde bir tane dilenciyle karşılaşmadım. Dolandırıcılık, hırsızlık teşebbüsü görmedim.

Fakirliğin olmaması sosyalizm, komünizm gibi akımlara rağbet oluşturmamış. Elbette siyasetin ülkeyi kontrol etmesi, krallık olması bu tarz düşüncelerin toplumsallaşmasını önlüyor ancak ekonomik durum bu akımlara yönelik kişisel meyilleri azaltmış durumda.

Maskat’ta diğer Orta Doğu başkentlerinde olan keşmekeş yok. Çarşılarda, alışveriş merkezlerinde, merkezi yerlerde daha önce Kahire’de, Tahran’da, Amman’da rastladığım curcuna halini görmedim. Sakin bir şehir, sakin bir ülke, sakin insanlar.

Umman’da insanlarda hoşgörü, nezaket, saygı çok yüksek. Trafikte, kalabalık yerlerde insanlar birbirlerini rencide edici şekilde davranmıyor. Genel olarak bir mutluluk ve sükunet hakim. Bunu sadece turist gözüyle söylemiyorum, orada tanıdığım veya tanıştığım insanların da beyanları bu yönde. Bu yüzden ikram duyguları da güçlü. Mesela zincir bir tatlı markasının bütün şubelerinde tadım amaçlı masalar var. Giriyorsunuz, masaya oturup tatlınızı yiyorsunuz. Yanında kahvenizi içiyorsunuz. Satın almak isterseniz alıp paranızı ödüyorsunuz, istemezseniz yiyip kalkıyorsunuz. Kimse de size yediğiniz kadarının ücretini sormuyor.

Umman’da güvenlik endişesi yaşamıyorsunuz. Günün herhangi bir saatinde şehrin herhangi bir muhitinde gönül rahatlığıyla gezebilirsiniz. Zaten kalabalık nüfuslu bir ülke olmadığı için belli başlı merkezi birkaç yer dışında caddeler, sokaklar boş. Bir kilometre yol yürüyüp bir tane insanla karşılaşmadan evinize dönebilirsiniz. Hava sıcaklığının da etkisiyle insanlar kapalı sosyalleşme alanlarına rağbet ediyor. Ayrıca yine güvenlikle ilişkili olarak iç karışıklık, savaş vs. gibi konular Umman için söz konusu olmuyor. Yanındaki Yemen’e veya diğer Orta Doğu ülkelerine nazaran iç ve dış güvenlik işini halletmiş durumdalar.  

Ummanlıların pek çoğu kendilerine ait bu güzelliklerin kaynağını İbâdîlikle ilişkilendiriyorlar. Hoşgörünün, refahın, mutluluğun bağlı oldukları mezheple ilgisini kuruyorlar. Din anlayışlarının onları bu noktaya getirdiklerini düşünüyorlar. Burada benim merakımı celbeden soru; din anlayışları mı onları bu noktaya getirdi yoksa gelinen nokta sonradan din ve mezheple mi ilişkilendirildi? Yani ekonomik refah olmasaydı da aynı güler yüz, müsamaha ve güven ortamı olabilir miydi? Bu zor bir soru olduğu kadar birkaç günlük bir geziyle cevaplanabilecek bir soru değildir.

Ummanlılar arasında dini aşırılığa rastlamadım. Yine kendi beyanlarına göre din anlayışları onları aşırılıktan alıkoyuyor. O yüzden din anlayışlarını dayatma ya da propaganda yapma gibi bir kaygı taşımıyorlar. Hatta siz konusunu açmazsanız sizinle din anlayışlarına ya da mezheplerine dair konuşmalar yapmıyorlar. Açtığınızda da bundan rahatsızlık duymadan saygılı bir biçimde konuşabiliyorlar. Yukarıda zikredilen soru burada da geçerli. Din anlayışlarından kaynaklı mı müsamahakarlar yoksa başka bir sebeple müsamahakar olup bunu din anlayışlarıyla ve mezhepleriyle mi ilişkilendiriyorlar? Yine cevaplaması zor sorular.   

Diğer körfez ülkelerinde olan iş göçü olgusu Umman’da da mevcut. Özellikle Güney Asya ülkelerinden çok sayıda insanın çalışmak için Umman’ı tercih ettiklerini gördüm. Devlet bu göç olgusunun olumsuz sonuç vermemesi için göç eden insanların bazı meslek gruplarında çalışmasına müsaade etmemiş. Mesela ulaşım sektöründe yabancıların çalışmasının yasak olduğunu söylediler. Ulaşım faaliyetinin kontrolü için bunu uyguluyorlarmış.

Yemek konusunda pek çok yerde olduğu gibi çeşitlilik fazla değil. Ancak farklı yemekler mevcut. En başta da alışık olmadığımız bir tat olarak deve eti geliyor. Genel olarak gittiğimiz yerlerde deve etinin balla beraber servis edildiğini gördük. Denemeye değer ama Türkiye’ye döndükten sonra aramıyorsunuz. Geleneksel yemekleri geleneksel tarzda tasarlanmış bir mekanda yemek isterseniz de en meşhur lokantalarından Rozna’yı şiddetle tavsiye ederim. Onun haricinde deniz kenarı olması hasebiyle balık yenilebilir, daha yakın ve tanıdık tatlar için de Suriye ve Türk lokantaları tercih edilebilir.

Umman’ı ben Ummanlı bir arkadaşımla beraber gezdiğim için biraz şanslıydım. Ama turistik gelenler için araç kiralamalarını tavsiye ederim. Çünkü Maskat’tan civar şehirlere yapılacak bir geziyle Umman gezisinin anlamlı olacağını düşünüyorum. Hatta Umman’ın vadilerini gidip görmek isteyenler için daha büyük araçların kiralanması gerekebilir.  

Umman’da neşriyat devlet elinde yürüdüğü için alışveriş merkezlerindeki sembolik birkaç tane kitap satan yer dışında kitapçı bulamıyorsunuz. Devlet bunun da oluşturacağı problemleri düşünerek ülkeye çok sayıda kütüphane, araştırma merkezi gibi kurumlar oluşturmuş. İnsanlar da araştırmalarını buralarda yürütebiliyor. Örnek bir araştırma merkezi ve kütüphane gördüğümde iç tasarımının güzelliği, kitaplardaki çeşitlilik ve sunduğu dijital imkanlar dikkatimi çekmişti.

Sosyal medyada ve çeşitli internet platformlarında Umman’a dair gezilecek yerlere, yenilecek yemeklere vs. dair çok sayıda ve farklı dillerde içerikler bulunmaktadır. Tamamlanmış gezi yoktur düşüncesinden hareketle kendi izlenimlerimi ve bende bıraktıklarını paylaştım. Burada zikretmediğim pek çok yere veya bilgiye o platformlardaki içeriklerden ulaşılabilir. Yazımı Maskat’ta gerçekleştirdiğim kıymetli bir görüşme ile tamamlamak istiyorum.

Abdullah İbn Saîd el-Ma’merî ile Görüşme

Umman ziyaretimdeki en güzel detaylardan birisi Ummanlı İbâdî alim Abdullah İbn Saîd el-Ma’merî Hoca ile görüşmemdi. Kendisini yaklaşık sekiz yıl önce Ankara’da Anadolu İlahiyat Akademisi’nde İbâdîlik ile ilgili bir konuşma için misafir etmiştik. O zamanki tanışıklığın ardından Maskat’a gidince kendisiyle irtibata geçerek görüşmek istedim. Hoca da evinde misafir etti. Yaklaşık iki saatlik bir görüşme gerçekleştirip kendisine sorularımı yönelttim. Kendisi Umman’da lisans eğitimi aldıktan sonra Ürdün’de yüksek lisansını tamamlayıp İngiltere’de doktora yapmış bir tefsir alimi. Fakat hocanın genel olarak İslam kültürüne, İslâmî ilimlere olan vukufiyeti son derece yüksek. Zaten ülkenin tanınmış, bilinen, ulusal kanallarında konuşmalar yapan bir alimiymiş. Orada tanıştığım insanların –taksicisinden hizmet sektöründe çalışan insanlarına kadar– hemen hemen hepsi kendisini tanıyor. Nezaketi ve misafirperverliği ise üst düzeydi. Kendisiyle yaptığım görüşmeyi kayıt altına aldım ve yazıya dökerek röportaj olarak yayınlayacağım. Detaylar orada mevcut olacak ancak hocanın sekiz yıl önce söylediği bir şeyi deneyimlemiş biri olarak burada aktarmak istiyorum.

Sekiz yıl önce Ankara’ya geldiğinde Umman’ın son derece gelişmiş, bir Müslümanın yaşamına uygun bir yer olduğundan bahsetmişti. Ortamda bulunan bir hocamız; madem öyle insanlar neden Umman’a değil de Avrupa’ya ya da Amerika’ya gitmek istiyor da Umman’a gitmek istemiyor diye sormuştu. Ma’merî hoca da cevap olarak Müslüman ülkelerin siyasi ve mezhebi sebeplerle Umman’ı yok sayan bir tutum sergilemelerinden dolayı bu ülkelerdeki insanların Umman hakkında bilgilerinin olmadığı ya da önyargılarının olduğu yönünde cevap vermişti. Ben de Türkiye’deki yazılıp çizilenlerden öğrendiğim İbâdîlik hakkındaki bilgileri hocaya sorduğumda çoğunun yanlış olduğunu gördüm. Üstüne bir de körfez ülkelerindeki Selefi din adamlarının İbâdî mezhebine mensup kişileri Müslüman saymamaları bilgisi hocanın söylediklerini teyit ediyordu. Kendi ziyaretimle de gördüm ki Ma’merî hoca bu konuda haklıydı.

Sonuç olarak gözlemlediğim kadarıyla gerçekten de Umman, bir Müslümanın, bir insanın yaşamak için tercih edebileceği bir ülke özelliğini taşıyor. Tekrar gitmek nasip olur mu? Allah bilir.

Not: Baştaki görsel Mohammed Al Ameen Camiindendir.


YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.


Yorum bırakın

YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin