Olmasan

Yazar: Gürbüz Deniz

En sevdiğin tattaki -sana ait olduğunu sandığın- lezzet, sen olmasan da orada duruyor. Sen yoksun diye bir yere kaçmıyor. Tadını kaçırmıyor.

Sen yoksun diye güneş doğmamazlık yapmıyor, ay karanlığı aydınlatıyor. Yıldızlar kendiliklerinden berdevam. Kimseye üzülüp sevinmiyorlar.

Sen yoksun diye kimse ömrübilla gerçekten veya yapmacıktan üzülmüyor. Çoğunluğun üzüntüsü, onlara dokunduğun kadar. O da üç beş gün…

Çok sevdiğin, kendini özdeş sandığın, tabiatın güzelliği sen yoksun diye görünmezlik yapmıyor. Her şey olduğu gibi. Güneş, gölge, fırtına, kar ve yağmur…

Görüntü aynı, bakanlar fani.

Her şey ancak kendisi kadar var. Sen yoksun diye bir şey eksilmiyor kainattan, sen hariç.

Yoksun, varsın, yalnız başınasın, yaptıkların, hayatın ab-ı hayat değil, sen olmasan da onlar var. Ha varsın ha yoksun.

Sonra ölüm; bembeyaz, hiç kirlenmemiş. Beyaz örtüler içinde, kendini seyreylemek!

İnsanın hakkında sağır ve dilsiz olmak istediği mevzular çok…

Yoksun diye değersiz değilsin, kendinle kendin kadar varsın.     

Başkaya güven, meyil ve belirmen, orada. Her şey hikaye ve hatta sen yokken inanılması güç bir masalsın.

Sen yoksun diye kimse ebedi değil, kıskanma/imrenme! Bir tek şahıs bile ebedi olsa kıskanma hakkın/m.

Herkes kendisi kadar yaşıyor, uzun ömür dediğin; bildiğin ve hissettiğin kadar… Süleyman da kendisi ya da senin kadar yaşadı.     

Sen yoksun diye var olanlar yok olmuyor, yer yarılıp yıldızlar dökülmüyor.

Bir avuç toprak hep vardı ve sen de artık o kadar varsın. Kendini ne sanırsın!

Sen yoksun ve fakat ruhun varsa, varsın, olmasan da varsın.

Varlığın zatına münhasır ve sen yok olmayı kendinde yok ettikçe elbette kendinde var olacaksın… Ebediyete kadar!

Ruhunun şanını ne kadar yüceltirsen o kadar var olursun. Ruhunun şanı ve şerefi: Bu dünyada kendi soyutunda var olmandır.  Mutluluğu orada ara, yok sanıldığın zaman hep var olasın.

Zorluğu tecrübe etmek ve zorluğun ucunun çok güzel olduğunu fark etmek.

Sensiz ufukta senli bir iz bırak, varoluşsal düzeneğini takip, hüzünlendiğin kadar, ümitse var kılıyor.

Hayal ya da gerçek; kendinde, kendinle var ol! Sen, sende seni var kılacak ve hep var olacak olana yönel!

Rüzgarla uçsan, denizler emrinde olsa ve hatta Süleyman olsan, seninle her halükarda var olmayanla var olmaya çalışman seni hep serap kılacak.

Gölgeler küçülmüyor, yer daralmıyor.

Soyut mutluluk kazanımların, sen yokken de seni anıyor.

Verdikçe çoğalan sensin, vermedikçe yok olan…

Kendini fani olanla kandırma, baki olanı iste…

Sen terk etsen de seni terk etmeyeni,

Halinden anlayan, seninle hemhal olan,

Ekin veren meyven neyse onun peşinde ol.

Olmasan olur, O olmazsa sen olmazsın. Olanların hikayesi böyle.

Sen yokken olmaz olanın peşinde koşman, ademiyettir.

Sen vücudî olana vechini dön, O’na güven, olmasan da varsın!

Varlığın bir hikaye olmaktan çıkmadıkça var olamazsın,

Anlık olanlara değil,

Anları bir an kılana yönel

Anda ebediyeti ara…

Ahiret daha güzel, bonus-monus, torpil, eş-akraba yok.

Her şey içinde dönüyor.

Huzur, güven, sükûnet. Kendini kendinde ara, sabır ve tevekkül. 

Üzüldüğünde göğe bak. Bemberrak, hiçbir kir yok. Yıkanır tertemiz olursun.

Sevindiğinde toprağı seyreyle. Ayağın altında, mütevazi, kibirden eser yok.


YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.


Yorum bırakın

YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin