Yazar: Ömer Gülen
bir masalsa yaşanılacak olan şey, çocuksu bir özveri gerekli. önce akıl sonra kötülük terk edilmeli. başlangıç bir sanrıdır. tılsımlı bir çokluklar âlemi. yedi katlı göğün altında bulunan bu âlem, bir hayal âlemidir. doluşuyor bu âlemin içine iyilik ve kötülük, güzellik ve çirkinlik, ağırlık ve hafiflik. burada, devinim ve sükûnet, renkler ve kokular, canlılık ve ölüm ışık demetleri altında var olur sonra yitip giderler. bir zamanlardı geçti gitti derler. başkalık, masalın kendisidir. ulaşılmak istenilen, beklentiler sıradanlığından kurtulmuş bir başka. âdem soyu kendi yazgısını, ister en yukarıda isterse bu âlem içinde, kendi canından ve kanından olanla bir büyük yalnızlığa dönüştürsün, bu yalnızlık başka olmanın bütün güzellikleri altında tutkulu bir imgeye dönüşür. hatıradır âdemde bu imgeyi canlı kılan şey. onunla başlar insan soyunun yazgısı. renksizlikten, o bet çağrıdan; kadını doğurganlığa erkeği alın terine bağlayan büyük yasadan kurtulmak hatırayla mümkündür. başlayan şey, hep başlayacak olan şeyden emanet alınmış. alışılmış döngüsünün ne uzağında ne yakınında. ilk günün sonsuzluğunu içinde taşır. yinelenen devinim, ılık kelimelerden yoksun bir yaşamdır. tanrısal izler üzerinde kendini yineler. sükûnet, rüzgarın uğultusu, kuşların sesi, bir müziğin melodisi altında sokulur ruha. yıllar yılı bu gerçeklikte bozulur bungunluk. yıllar yılı budur bir başka olmanın heyecanı.
bir masal öncelikle yaşamakla kendini var eden neşeye duyarlıdır. masalda neşe delilikle yayılır düşlerin içine. o neşe ile ‘yaratanın deli kulları çokmuş, bizden daha delisi hiç yokmuş’ deriz. delilik herkes olmaktan kurtarılmış bir özveridir. herkesteki hamlık, boğaz tokluğu, ölümsüz iştah ilişemez delinin neşesine. bu neşe, dünya katılığından korunmuş bir esrimedir. muhayyel bir esriklik. ruhu bedenden kurtarır, bugünü yarından. korku nedir bilmez, hesap tutmaz. bir şey güzelse odur yaşanılacak olan neşe. hayatı renksizleştiren nobran yoğunluk, o bir türlü hafifliğe ulaşamayan kesafet, neşeden yoksunsa eğer masalın içinde bir sona eremez. neşeden yoksun dünya, soluk bir çehredir. o çehrede mazeretler solur, ışık kaybolur.
masal, kendi sevimli gövdesinde iyiliği ve kötülüğü açığa çıkarır. cinler, periler, cadılar ve devler insan türünün iyiliğinde ve kötülüğünde anlaşılması gereken şey ne ise bunun için hazırlanır. varlık ve yokluk, zaman ve zamansızlık kaybolur. akıl, gölgesinde kalır anlatının. duygudur masalın uzamı. bir varmış bir yokmuşun içinde; iyilik nedir, güzellik yaşamın neresinde gezinir bilinmeden başlar hikaye. yaşamak salınır masalın üzerinde. gerçekle hayal yer değiştirir. sımsıcak kelimeler, yaşamın içinde bedenleşir. o sıcaklık anne yüreğinde şefkate, baba yüreğinde özleme, sevgilinin kalbinde sonsuzluğa dönüşür. başta ve sonda, evet ile hayır arasında saklı duran tazelik masalda yaşar. masalla seslenir, insanla çağıldar. dirim, geçen günler, bilinir bilinmez bir mucizeyi bekler. göksel bir varlıktır bu mucizeyi ortaya çıkaracak olan. ama önce iyiliğin bilinmesi gerekli. iyilikle birlikte yorgunluklar, sabır taşı, göz yaşları kötülüğü yenecek. kötülük ki bir dünya bilgisidir, dünyaya ait olanı arzular. bu dünya; iyilikle kötülük arasında, varlıkla yokluk arasında anlaşılması gereken nedir, kalp ağrısı nedir, bu ince sızı, biteviye özlem nedir bilinmeden hep kendini arzular. öğrenilecek olan şey, masaldan gerçekliğe düşecek olan yalınkat bir anlamdır şimdi. kelimelerle yüklü dünyayla katışık.
masal sürükler insanı kendi gizemi içinde. insan sürükler kendini gizemli bir yaşamın içinde. bu macerada aranılan şey bir sırdır. bu sır etrafında düğümlenir her şey. kırk kapıda dünyaya ait ziynetler mi vardır, merak edilen kırk birinci kapıdaki sırdır. her bir sır kendi merakını yaratır. bu merakla açılır düğümler, bu merakla kaybolur ıssızlık. sır, merak ve çözülmüş düğüm, yaşamak sevincinin kendisidir. aklın, aşkın ve mantığın ötesindedir. her şeydeki denklem, ussal aydınlık, dünyadaki katılık, çözülmüş sırrın tadını veremez. cadılar ve periler, iç içe geçmiş zaman, kız kulesi, şehrazat’ın çiçeği. birbiri üzerine kapanmış hatıralar bir masaldır şimdi.


Yorum bırakın