Anılar I

Kırkikindiye sonsuz enginde yakalandım şaşkın, çıplak, çarpılmış

Ağzı salyalı alıcılar başımda dolanır, ense kökümü küskülerken yırtıcı çığlıkları

Bengisu kenarında yaşam solmaz, pörsümez çenekleri kapalı olsa da

Mercanlar okyanusta renge susak kayalarla eğleşmeden

Balinalar sessiz sedasız ufku yarar yarmaz

Dönüşsüz pişmanlığımı kusuyorum yıkıp geçen zamanla

Kalbimdeki ilk hatıra yokuşu tırmanır yavaş yavaş gözlerim aşağılara düştükçe

Sis perdesinde dağılan adımlarla silinir babamlar güngünden

Düşlerime girer ferah anlar bundandı, bir anlık

Noksan bakışımı beton kulelerde alıştırsam da karalar pusarık hayli zamandır

Her gündüzün ucu baştanbaşa uzaklaşır durmaksız

Esefle… Uçuk, çivide çalmış…

Ayaklarıma gün doğmadan, lime lime olmadan henüz

İnsan nefesleri kalabalık ıraktan yakınlaşır, dudaklarını kulağıma hevesle dayar

Yakınmalı, ilenmeliyim…

Kuşkusuz!

Sesimin kırıntısı yalıyarlara varamaz, vuramaz kıyılara çeyrek tınısı bile

Gırtlağıma tıkalı ukdeyi kimseler bilemez mezarlarda

Denizde şuh kahkahalarla çağrışan sirenler el ettikçe… Yalnız…

Yabanıl borazanlar boşalırdı olanca… Körkandil… Ötelerde

Ay deli bala bulanmış dalgalarla güreşirken

Semada yalpalayacak kuşkusuz

Hatalı dualarım kabul elbet anladım, kaçtır!

Geç artık… Uçarı zevklerden… Kösnüllükten

Dili kabarık, dizleri boşalmış dalgalarla… İnce sıyrıklardan cesedi

Tuz buz… Soğuk, çoğu pütürlü anılar yaklaşıyor, yakınlaşıyor durmaksız… Bundandı


YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.


Yorum bırakın

YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin