Hangi Perdenin Arkasındayız?

Yazar: Feyza Nur Üstün

“Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir.”  (Kâf, 50/22)

“Meryem, onlarla (insanlarla) kendi arasına bir perde çekmişti.”  (Meryem, 19/17)

Her birimize ait pencereler var. Görmeye, duymaya, hissetmeye açılan pencereler.

Peki ya perdelerimiz?

Göz perdesi, kalp perdesi, akıl perdesi, ev perdesi, gece perdesi, acziyet perdesi, mahremiyet perdesi…

Perde deyince aklımıza sadece gizlemek mi geliyor?

Sakladıklarımız mı? Yoksa göstermek istediklerimiz mi?

Bazen koruyan, bazen gizleyen, bazen sınır koyan, bazen de bizi kendimize yabancılaştıran perdeler…

Bu perdeler bazen bizim elimizle açılıp kapanıyor, bazen de kontrolümüz dışında.

Yaptıklarımız, söylediklerimiz, suskunluklarımız, sınır koyduklarımız. Hepsi birer perdeye dönüşebiliyor. Bazen bu perdeler kendi yükümüzü hafifletmeye yetiyor.

Bazen ise bir ışık huzmesi evimizden içeri süzülecekken, hayatta bir fırsat yakalayacakken ansızın kapanıp yükümüzü ağırlaştırıyor.

Peki ya biz? Kendimizi saklamıyor muyuz o perdelerin arkasına?

Yaptıklarımızı, hissettiklerimizi, yüzleşemediklerimizi gizlemiyor muyuz?

Her hikâye bir perdeyle açılıp bir perdeyle kapanmıyor mu?

Ama asıl soru şu: İlk perde ne zaman açılıyor?

Bebekken, dünyaya gözümüzü açtığımızda mı?

Yoksa ilk kelimemizi söylediğimizde mi?

Kim bilir… Belki de hayat, ardı ardına açılıp kapanan perdelerden ibaret.

Gece ve gündüz…

Hangisine perde deriz?

Gece bir perde midir mesela? Öyleyse neden evlerden gelen ses gece daha net duyulur? Gecenin sessizliği evlerdeki perdeyi kaldırır mı aradan?

Birinin sessizliği, diğerinin seslerini aşikâr kılar diyebilir miyiz o zaman?

Gecenin sessizliği değil de karanlığı mıdır onu perde yapan?

Birinin karanlığı da saklamaya yeter mi sırları? Ya da bir süre görünmez olması, onu saklamak mıdır?

Her zaman insanın gözüne hoş gelir mi gecenin karanlığından çıkanlar?

Görünmez olması daha mı iyidir yoksa?

Peki ya gündüz?

İnsanların göstermek istedikleriyle dolu değil mi? Gözünüze sunulanlar, düşüncelerinizin üzerine çekilmiş bir perde olmaz mı bazen? Açıklık, bir yanılsama yaratmaz mı düşüncelerinizde?

Bir şeyi göstermek başkalarının gözlerine, düşüncelerine perde olmaz mı?

Farklı bir şey düşündürtmez insana.                             

Düşünmek ister belki ama bir yanılsama gibi kabul ettirilir bu düşünceler. Perdeler kalkmıştır çünkü her şeyin aşikâr olması gerekir!

Gerçek perde nedir o zaman? Neresidir?

Gece midir? Gündüz müdür? Yoksa gözlerimizde, zihinlerimizde ve kalplerimizde midir?

Asıl soru şu: Biz hangi perdenin arkasındayız?

Perdeler kalkınca insan özünde ne varsa onu bulur. Özünde iyilik varsa eğer bunun anlamlı bir karşılığı olur. Diğer türlü saklanacak başka perde arar…

Önemli olan, hangi perdenin arkasında olduğumuzu fark edebilmek. Ve o perdeyi ne zaman açıp ne zaman kapayacağımıza karar verebilmek.


YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.


Yorum bırakın

YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin