Yazar: Ali Haydar Peçe

Norman Finkelstein, Holokost Endüstrisi, Çev: Utku Umut Bulsun, İstanbul: Kutadgu, 2023.
Anne ve babası nazi toplama kamplarından kurtulmuş Yahudi bir ailenin çocuğu olan Norman Finkelstein, ömrünü dünyadaki adaletsizliklere karşı adamış Amerikalı bir akademisyendir. Hakkında yapılmış belgeseller dikkate alındığında bu tavrında annesinin ve ünlü düşünür Naom Chomsky’nin etkili olduğu söylenebilir.[1] Dünya çapındaki tanınırlığı daha çok İsrail’in Filistin’i işgal etmesine karşı duruşundan gelen Finkelstein, bundan dolayı bedeller ödemek zorunda kalmıştır. Finkelstein’in İsrail’in Filistin’deki işgalci tutumlarına yönelik eleştirileri ve onurlu tavrı 1982 yılında İsrail’in Lübnan’a saldırmasından sonra başlamış, günümüzde de devam etmektedir.
Finkelstein’in Holokost Endüstrisi adlı eseri Amerika’da bulunan siyonist[2] Yahudi lobilerinin, siyasi ve maddi çıkar elde etmek için nazi holokostunu bir çıkar unsuru olarak nasıl kullandıklarını anlatmaktadır. Kitap ilk bakışta İsrail eleştirilerini içerdiği için daha görünür bir mesele olan Filistin işgalini açıklar nitelikte görülebilmektedir, fakat kitabın ana konusu Filistin değildir. Bununla birlikte Finkelstein’in kitabı okunduğunda holokost söyleminin İsrail devleti ve Amerika’daki Yahudi lobileri tarafından oluşturulmasının tarihçesi anlaşılabilir. Bu olgunun anlaşılması İsrail’in, Filistin’de uygulanan işgal ve soykırımda göstermiş olduğu tavırları daha iyi açıklamaktadır.
Finkelstein kitabında temel olarak iki konu üzerinde durmaktadır. Bunların ilki Holokost kavramının dünya çapında nasıl oluşturulduğudur. Buna göre 1941-45 yılları arasında yaşanan nazi holokostu dünya genelinde 1960’lı yıllara kadar üzerinde konuşulmayan bir meseledir. Hakkında birkaç makale ve kitap haricinde bir literatür bulunmamaktadır. Benzer şekilde İsrail, Amerikan strateji planlamalarında önemli bir yer tutmamaktadır.[3] 1967 Arap-İsrail savaşlarında İsrail’in Ortadoğu’da kendi başına bir güç odağı olması sonucu Amerika, bölgedeki isteklerini yerine getirecek bir piyon bulmuş, bu durum Amerika ile İsrail arasındaki iş birliğini doğurmuştur. Böylece İsrail, yaptığı katliamlara rağmen kendisini koruyacak bir devlete; Amerika ise Ortadoğu’daki ülkeleri ve halkları kontrol altında tutmaya yarayan bir mekanizmaya sahip olmuştur.
Bu iş birliğinin sonuçlarının başında Holokost kavramının bugünkü propaganda şeklini alması gelmektedir. Amerika içinde ve dışındaki faaliyetler ile Holokost ve anti-semitizm olgusu tüm dünyaya kabul ettirilmiştir.[4] Holokost, her yıl hakkında anma törenlerinin yapılması yanında, üniversitelerde bölüm olarak okutulmaya başlanmış, Amerika’nın bazı eyaletlerinde müfredatlara girmiş, yapılan Holokost müzeleri ile görünür kılınmış ve hakkında yasalar çıkarılarak koruma altına alınmıştır.
Bu kullanışlı olgu zamanla İsrail’in işlemiş olduğu tüm suçları örten bir mekanizmaya dönüşmüştür. Bu mekanizmanın içinde Yahudilerin daha önce uğramış oldukları zulümden dolayı dünyada istediği her şeyi elde etme hakkı ve yapma hakkı bulunmaktadır. İsrail devletinin işlemiş olduğu suçları eleştirmek holokosta inanmamakla ya da anti-semitik olarak suçlanmakla sonuçlanmaktadır. Finkelstein, İsrail’e yaptığı eleştirilerin kendisi için de aynı sonuçlar getirdiğini, New York’ta hocalık yaparken Holokost Endüstrisi kitabını yazdığı için buradan ayrılmak zorunda kaldığını, iş bulduğu Şikago’da ise İsrail’i olumlayan bir kitabı eleştirdiği için kadrosu verilmeyerek üniversiteden istifaya zorlandığını belirtmektedir.[5]
Holokost Endüstrisi kitabının üzerinde durduğu ikinci ve ana konu ise holokost propagandasının kitabın adında da geçtiği üzere endüstriye dönüşmesidir. Finkelstein bu bölümde siyonist Yahudi lobilerinin holokost kozunu kullanılarak İsviçre bankalarını nasıl bir baskı altına aldıklarını ve milyar dolarlık tazminatlara konduklarını ince ayrıntılarına kadar açıklamaktadır. II. Dünya savaşı sırasında İsviçre bankalarında bulunan Yahudilere ait hesaplar Amerika’da bulunan Yahudi lobileri tarafından gündeme getirilmiştir. Finkelstein’e göre bu hesaplarla aslında yaklaşık 60 Milyon dolarlık bir meblağdan bahsedilmektedir. Konu ile ilişkilendirilebilen Yahudi sayısı az iken Yahudi lobileri tarihi gerçeklere aykırı şekilde sayıları şişirerek daha fazla para koparmanın yollarını bulmuşlarıdır. Sonuçta Yahudi lobileri Amerika’nın siyasi, (en başta dönemin başkanı Bill Clinton) ekonomik gücünü kullanarak 1 Milyar 250 Milyon dolarlık bir tutar almışlardır. Finkelstein’e göre bu tazminat alınırken o dönem çalıştırılan ve hayatta kalan Yahudilerin sayıları doğru kabul edilirse “Hitler’in kimi öldürdüğü”[6] sorusu gündeme gelecektir. Sonuçta bu tazminatlar gerçekten İsviçre bankalarında hesapları olan Yahudilere ve mirasçılarına değil Amerika’da bulunan Yahudi lobilerine aktarılmıştır. Bu lobiler paraları hak sahiplerine vermek yerine onların ölmesini bekleyerek kendi çıkarları için kullanmaktadırlar. Bu çıkarların en önemlisi holokost propagandasının yapılmasını sağlamaktadır.[7]
Bu noktada hemen akla şu soru gelmektedir. İsviçreli bankaların Yahudi lobilerine ödemiş olduğu bir miktar para niçin önemli olsun? Finkelstein, kitabının yayımlanmasından sonra bu sorulara benzer sorulara muhatap olmuş İsviçre bankalarını savunduğu iddiaları ortaya atılmıştır. Finkelstein’e göre konuyu önemli yapan şey; Yahudi lobilerinin bu paraları elde ederken Amerika’nın siyasi gücünü kullanarak İsviçre’yi baskı altına almış olmaları ve hakları olmayan bir parayı İsviçre gibi bir devletten alabilmeleridir. Bu gruplar, haksız yere sadece siyasi, ekonomik, basın gücünü kullanarak bir devleti diz çöktürdüklerinde Amerika ya da batı dünyasında etki altına alamayacakları hiçbir kurum ve kişi kalmamaktadır. Dolayısıyla İsviçre bankaları için uygulanan bastırma, tehdit, ekonomik şantaj politikası dünyanın herhangi yerinde herhangi bir devlet için oluşturulabilir. Nitekim günümüzde Filistin konusunda şahit olduğumuz pek çok uygulama bunun örneğini oluşturmaktadır.
Finkelstein, İsviçre’den sonuç alan Yahudi lobilerinin yaptıkları baskının bir benzerini Almanya için de uygulandığını dile getirmiştir. Almanya soykırımda mağdur olanlar için 60 milyar dolar tazminat tutarı ödemiştir. Bununla birlikte dişine kan değmiş kurtlar gibi İsviçre’den para elde edenler aynı konuyu soykırım tazminatından ayırarak Almanya’dan da yaklaşık 500 milyon dolar almışlardır. Finkelstein bu duruma çifte vurgun adını vermektedir. Burada ilginç olan soykırımı yaşayan aileler kişi başı 7500 dolar tazminat alırken bu davalarda lobi faaliyetleri yürüten avukat ve akademisyenler milyonlarca dolar elde etmişlerdir. Yine elde edilen paralar Yahudi lobilerinin elinde kalmıştır. Burada kastedilen lobilerin başında Dünya Yahudi Kongresi (JWC) gelmektedir. O dönem bu kuruluşun başında Edgar Bronfman, genel sekreterliğinde ise İsrael Singer bulunmuştur.[8]
Burada şu hususu not etmekte fayda vardır. Finkelstein, Yahudi lobilerinin bu şekilde elde ettiği paraları Yahudilerin acılarının meta haline getirilip satılması olarak görmekte ve buna karşı çıkmaktadır. Finkelstein, soykırım için bir tazminat ödenecek ise bunun başında Amerika’nın yerli kabilelere uyguladığı soykırım için tazminat ödemesi gerekmektedir. Nitekim Amerikan yerli kabileleri bu istekle Amerika yargısına başvurduklarında ciddiye alınmamışlardır.[9] Sonuç olarak Holokost Endüstrisi kitabı doğrudan Filistin sorununu ele almasa da siyonist Yahudi lobilerinin holokost kozunu kullanarak hile ve baskılarla neler yaptıklarını göstermesi açısından önemlidir. Kitapta bahsi geçen olaylar 90’lı yılların sonunda yaşanmıştır. İsrail’in Filistin’de uyguladığı soykırım dikkate alındığında Filistin’in kendilerine ait olduğuna inanan siyonist Yahudilerin uyguladıkları haksız yöntemler şekil değiştirerek günümüzde devam etmektedir.
[1] https://www.youtube.com/watch?v=6HBx6nKU7pw 05:00
[2] Filistin’de bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı amaçlayan akımı destekleyen kişi (https://sozluk.gov.tr)
[3] Forman Finkelstein, Holokost Endüstrisi, Çev. Utku Umut Bulsun, Kutadgu Yayınları, İstanbul 2023, s. 37
[4] Finkelstein, ss. 31-57
[5] https://www.youtube.com/watch?v=sPVxwBScFYk 19:00
[6] Finkelstein, s. 99
[7] Finkelstein, ss. 99-160
[8] Finkelstein, s. 107
[9] Finkelstein, s. 122


Filistin Soykırımına Giden Yol – YineDergi için bir cevap yazın Cevabı iptal et