HOŞNUTLUK

Odalar kapalı, tuzla yıllanmış… Yorgunluktan serili uzun

Itırlar devşirmiş bahar yamaçtan inerken usul usul

Çam reçinesi sümbülleri morartmadan serince

Yağmurun uysal hayali denli

Gönlümden geçen yazı anlatsam… Heyecandan ve ürpertili

Parmakların ellerde gizliden gezinmesi ne hoşmuş!

Kelebeğin konduğu ot akşamsefasına döndü az evvel

Sığırcık sürüsü ufku ölçtü sessiz sedasız

Çiğ düşmemiş eğreltilere yürüyen özsuyu denli bileklerimde

Taşların ağırlığıyla biten… Boşluğumdan kopan yalnızlık sensin

Dağlar devrildi ayaklarımda yine güneş uslandı

Sabahın hüzünlü yüzünde… Islak rüzgâra! Adına tutkun sisten tepelere…

Doyamadım! Seni yaratana… Binlerce kez şükrümü sunsam… Binlerce az!


YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.


Yorum bırakın

YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin