Odalar kapalı, tuzla yıllanmış… Yorgunluktan serili uzun
Itırlar devşirmiş bahar yamaçtan inerken usul usul
Çam reçinesi sümbülleri morartmadan serince
Yağmurun uysal hayali denli
Gönlümden geçen yazı anlatsam… Heyecandan ve ürpertili
Parmakların ellerde gizliden gezinmesi ne hoşmuş!
Kelebeğin konduğu ot akşamsefasına döndü az evvel
Sığırcık sürüsü ufku ölçtü sessiz sedasız
Çiğ düşmemiş eğreltilere yürüyen özsuyu denli bileklerimde
Taşların ağırlığıyla biten… Boşluğumdan kopan yalnızlık sensin
Dağlar devrildi ayaklarımda yine güneş uslandı
Sabahın hüzünlü yüzünde… Islak rüzgâra! Adına tutkun sisten tepelere…
Doyamadım! Seni yaratana… Binlerce kez şükrümü sunsam… Binlerce az!

Yorum bırakın