Sezai Karakoç


Yazar: Abdullah Kavaklı

Ben Karakoç’u anlatmak için yazmıyorum bu satırları. Bendeki Sezai Karakoç’u anlatmak için yazıyorum, lütfen öylece okuyun:

Gençliğimin her anında, her satırında şüphesiz onun yeri vardır. Hatta tanıştığım birçok kişinin bir kez de olsa yanına gitme bahtiyarlığına ulaşması ve bu tanışıklıkların hep genç olması, gençlerle daha iyi anlaşabildiğini, gençliğiyle bağını koparmadığını aklıma getirmiştir. Onu bilen bizden yaşça büyük insanlar huysuz biri gibi tanıtmışlardı bize, çünkü şunu şunu sormayın sizi tersler diye korkutmuşlardı. Ben İstanbul’da yanına gidemedim, ancak Ankara’ya gelişlerinde bir arkadaşımın kitapçı Fatih abiyle tanışıklığı yüzünden Diriliş Partisi’nde konuşmalarına katıldık birkaç kez.

En başından başlamak lazım aslında, bizim imam hatip tayfası içinde ilk aşkların hep Monna Rosa’yla başlaması bir tesadüf müdür? Ya da her imam hatip lisesinin sanırım bu şiirden bahseden bir edebiyat öğretmeni olmuştur. Benim ilk tanışıklığım da o döneme denk geliyor. Lisede Monna Rosa’nın fotokopi çekilerek elden ele dolaşan ilk nüshasından, daha Gündoğmadan’a girmemiş, akrostişi bozulmamış halini okumuştu sınıfa öğretmenimiz. Ah o şiir, o an nasıl dokunmuştu kalbime, ‘Açma pencereni perdeleri çek’ derken içimde kopan tufanı anlatamam. Sonrasında bizim evin Sezai Karakoç kitaplarından bir dizi barındırdığını fark ettim. İlk okuduğum kitap İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü’ydü, o da ne demekse (yapısı anlamında). O vakitler beni ekonomi yerine, bir kuş yerine koysalar ve vursalardı o kadar memnun olurdum, sanki çok bir şey anlamadığımı hatırlıyorum. İkinci kitap daha anlamlı daha sade bir kitap olan İslam’dı; fikirleriyle de böylece tanışmış oldum. Kontrol edemeyeceğim orada mı geçiyordu ama, sabah namazına uyanmanın İslam hariç hiçbir dinde hiçbir ideolojide mümkün olmayacağını söylüyordu, öyleydi; iman hariç başka hangi güç bir insanda bu dirilişi gerçekleştirebilirdi. Üçüncü kitap benim için daha derin bir anlam ifade eden, Diriliş Neslinin Amentüsü’ydü, İsmet Özel’in Amentüsü gibi okuduğumu hatırlıyorum, şiir gibi heyecanla… Savaş meydanında savaşan bir kişi olarak resmediyordu kendisini, Ali gibi Zülfikar’ını kuşanmış, çağının İslam düşüncesinin izinde, İslam’a aykırı olan düşüncelere savaş açmış bir diriliş neferiydi. “Ben inandığım için özgürüm” der. Vücudunu ruhuna teslim etmiş bir Sezai Karakoç vardı. Ölümsüz ruh zihnini kendi yanlış temayüllerinden kurtarıp ve sonsuzluğa doğru insanın yürümesini sağlayan yegâne şey dirilişti.

O yılların beni çeken ve asıl ilgilendiren tarafı benim için Gündoğmadan’dı, bütün şiirlerinin toplandığı… Gündoğmadan’ı ilk defa elime bir arkadaşın evinde aldım, muhtemelen beyaz nüshasıydı. Sonrasında kırmızı nüsha çıktığı vakit onu çok beğenmemiş ancak yine de Ankara’da kitap fuarında çalıştığım vakitte kazandığım parayla almıştım, aldığım günün sonrasında yeşil baskı gelince iftar sonrasında içtiğim iki buçuk litre kola sayesinde değiştirebildim. Çünkü O yeşil nüsha o kadar önemliydi ki benim için, elbette cebimde yeterli param olsa o kolayı içmeden alırdım. Asıl her şey sonrasında başladı. Benim hayatımın iki dönüm noktası vardır. Biri Aliya’dır oğlumun adı, biri Sezai Karakoç’tur babamın adı. Sezai Karakoç’un Gündoğmadan’ı benim için artık yattığım zamanlar okuduğum, okumazsam sanki namaz kılmadan yatmış gibi olduğum bir kitap haline gelmişti, kaç şiiri ezbere bilirim kaçını unuttum bilmiyorum. Belki o günlerden tek şey bana kala kala: her yılbaşı gecesinde ‘sen bana yeni yılsın her dakika’ diye İnci Dakikaları şiiriyle yeni yıla girmemdir. ‘Leyla’nın uyku saati’nin gelmesinden, ‘Ey yeşil sarıklı ulu hocalar’a kadar, ‘Onlara anlat insan kelimelerden ve şiirden yaratılmadı’dan, ‘Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara’dığımız o her şey, bizi şairle baş başa bırakırdı. Birçok kişinin Sezai Karakoç şiirinde yaşadığı şey: O kadar mı benzer tüm yaşananlar değil midir? İlk Risale-i Nur okumalarım da Sezai Karakoç’un ona değer verip okuduğunu öğrenmemle başladı. Evlenmemeyi düşünmek de işin içerisinde, bir ara fotoğraf çekinmemeye de karar verdim; çünkü Karakoç fotoğraf çekinmeyi sevmiyordu; lise ve üniversite yıllarımda o kadar az fotoğrafım vardır ki, birçoğu da arkadaşlarımın çektiği fotoğraflardır. Fotoğrafçılığa çok özendiğim o yıllarda bile insan fotoğrafı çekmemeye sırf bu yüzden çok dikkat ettim, dağ taş ne varsa çekmişim, hala daha da insan fotoğrafı çekmeyi beceremem. Onu okumak insanda işte böyle bir derin etki bırakıyor, ona benzemeye çalışmak gibi… Ondaki irade, ondaki duruş, ondaki azim. Fransızcayı çok iyi bildiğini, iyi bir felsefe okuyucusu olduğunu bilmek de bende açılım yapan diğer şeydi.  O ikinci yeni şairlerinden hiçbirini de beğenemedim onu beğendiğim kadar, ama ona hürmetime diğerlerini de okudum, bir iki şiir hariç içlerinden hiçbiri beni etkilemedi.

Ben haberi aldığımda sanki çok yakın bir tanıdığımı kaybetmiş gibi oldum. Bitirme tezim, yaptığım seminerler hep onun üzerineydi, bu yüzden mi, kesinlikle hayır, ben belki yüzüne çok konuşamadım ama Ha Sezai Ha pinpong masası dediğinde onu hissettim, o bomba patlayıp da kandan elbiseler giydim dediğinde de hissettim, onun kalemiyle arkadaşlık kuran binlerce belki milyonlarca insan gibi ben de bilmeden arkadaşlık kurdum onunla… Ne zaman onunla ilgili yazılan bir kitaba başlasam, beğenemedim. Ne zaman onunla ilgili yazılmış bir tez bulsam bu olmamış dedim. O yüzden ben Karakoç’u anlatmaya da korktum, bendeki Karakoç’u tarif ettim. İçimin burukluğunu anlatamam belki onun mısraları gibi hissettiremem de. O gitti bize ağlamak kaldı, kala kala.

¨Yerleşecek yer aramak
Camiinin avlusunda
Soğuk bir taşa oturmak
Gün doğmadan şehzadebaşında¨

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s