Moskova’da Tayy-i Mekan


Yazar: Sümeyra Çelik

Trabzandan destek alarak, bağcıklarını sıkı sıkı bağladı. Pervazlarını zamanın kemirdiği kapıyı sertçe çekerken mırıldanarak özür diledi. Aslında özrü kapıdan ziyade, zamana yoldaş olmanın bedelini eksilerek ödeyen, dallarında nice sıvacı, şakrak kuşunu ağırlamış, kabuklu gövdesiyle körebe oynayan yavruları sarmalayan meşe içindi. Biriken nefesini dudaklarıyla içine hapsederek sokağa indi, ayaza hazırlıksız yakalanan ellerine ilişti gözleri. Dün doğradığı pancarın mor lekeleri buruşuk cildini orta dünyanın yetersiz haritalarına çevirmişti. Düzgün ve kısa kesilmiş tırnakları, ince bilekleri bir meşe kadar kıymetli miydi? 

Bu öğlen Moskova’da Celeste Aida değil de Turkmenialainen Tyttöystävä söyleyerek, Bulgakov’un Şarik’inin adımladığı sokaklarda yürüyecekti. Azınlık emaresi çekik gözleri sert rüzgarla sulanınca sıkıca yumdu. Kapalı göz kapaklarında sertçe çektiği asırlık meşe kapı vertigo efektiyle belirdi, ışık hızıyla bozkırda buldu kendini, parmakları kırklı yıllarında olan genç meşenin yumuşak gövdesinde geziniyordu. Ürpererek açtı gözünü, ıslak kirpikleri gerçekliğe erdiğinin habercisiydi. Preçistenka sokağına daldı. Dört asırlık, hakkında işkencelere yataklık ettiği söylentileri dolaşan, kirli cephesiyle bu hikayeye onay veren Dolgorukov Sarayı’nın karşı kaldırımında, topuklarıyla yeri döverek küçük adımlarla yürüdü. Meşe ve saray. İmrenmek ve aksi, saygı ve yergi. Ellerine ilişti gözleri tekrar. Gözlerini yumup bozkıra ulaşmak istedi, ıslak asfalt kokusu buna izin vermedi. Evet, tiksinmek. Yabancısı olduğu huzurdan alıkoyan ne varsa tiksinmek. Telaşla ata yurduna erişimini sağlayacak bir şey aradı gözleri. Işıklarda arabaları bezgin gözlerle süzen huysuz Teriyer buna bir çözüm olmadı. 

Bulduğu ilk banka kuruldu. Akıllı telefonunu eline alıp arattı. Meşe. 

  • Çok fazla ışığa ihtiyacı olmaz bu yüzden diğer ağaçların yanında nazlanmadan, yoğun ormanlarda güzel yetişir. Kafelerdeki insan kalabalığına kaçamak bir bakış attı, ardından kendi yalnızlığına. Yanağını usulca sol omzuna yasladı. Derin soluğuyla kasılan kalbinin bir nebze rahatladığını hisseti. 
  • Hayatının ilk kırk yılı, kabuğu tamamen pürüzsüz, yeşilimsi olur. Soğuk parmaklarını kaz ayaklarında gezdirdi. Bin hıçkırıkla ıslansa da yıllar sonu silik üç yol açmıştı. Kederin ve zamanın nişanı gibiydiler. Kıvrıldı dudakları, hoşuna gitmişti bu unutulmayan yahut unutturulmayanlar.
  • Daha sonra kalınlaşmaya, patlamaya, büyük derin çatlaklar oluşmaya başlar. Gözleri ellerindeki mor çizgilere kaydı. Başparmağına dokundu tek tek tüm parmaklarıyla, annesininki gibi kıpırdandı dudakları, aşkın olana bir minnet ritüeli miydi bu, yoksa serzeniş mi, cevabı yalnız dili ve damağındaydı. 
  • Meyveleri eylül ayında olur ve ekimde düşmeye başlar, yaban domuzları afiyetle mideye indirir onları. Kahvaltıda tırtıkladığı oladi geldiaklına, kefir oranını bir türlü tutturamıyordu.

Bir meşeydi altı üstü, neden bu kadar sarsmıştı. Yoksa genine işleyen orman ve ağaç kültü ben buradayım mı diyordu? İstençle yumdu gözlerini ve bu sefer buldu meşeyi. Ulu ve pusluydu. Tıpkı dedesinin masallarındaki gibi. Sagay gelinlerinin kayınbabaları olarak gördükleri Altay Dağları’nın kutsal ağaçları… Acaba kaç hakan yılın ilk günü ona kurban sunmuştu. Ya da kaç kahin rüzgarda yapraklarından çıkan nağmelerden gelecek muştusu çığırmıştı obalarda. Titredi, ona doğru attığı her adımda gevşedi kasları. Nemli gövdesine yasladı sırtını. Biriktirdiği tüm ağırlığı yükledi ona. ‘Sana ağır bir cümle kuracağım dedi. Yük. Belimin başladığı yerden bitişine uzanan bir dağ yolu, tırnaklarımın yetişemediği sırtım, sırtımda ayak izleri’ 

Yutkundu ve yerkürenin boğuk türküsüne verdi kendini. İnsan bu yüklere karşı nasıl bir tavır takınırsa onun gibi asil olur? Orada kilitlendi konu. Asırların mineralini emen meşenin köklerinin aksine, bereketsiz evlerde sürünen ayaklarını düşündü. Kendinden uzaklaşan her insandan sonra nasıl sarsıldığını, içten içe kendini kemirdiğini ve peşinden çürüdüğünü hatırladı. Yıllar içinde Rahmandan nasıl uzaklaştığını. Derin bir nefesle soludu meşeyi. Gölgesindekiler onu terk etse de, kesilse de, çekiçlense de, felaketler ona yıpranıştan başka bir şey getirmemişti. Kendine döndü, çok öncelerde daha izzetli bir varlıkmış da, arzularıyla bu şerefi yitirmiş gibi hissediyordu. O kadar uzun zaman önce olmuştu ki, neden nasıl bu noktaya sıçramıştı hatırlamıyordu. Bu sıçrayış mı yoksa düşüş müydü onu da kestiremiyordu, tek derdi uygun kavramlar seçmek miydi şu an, tısladı ve sertçe vurdu kafasını meşeye. 

Yanağına düşen yağmur damlasıyla açtı gözlerini. Yavaşlayan nabzıyla beraber düşen vücut ısısını fark edince, acizliğine karşı sadece çene sıkabildi. Hızla doğruldu, kainat onu her şeye rağmen arınmaya davet ediyordu ve bunu şevkle kabul etti. Bağcıklarına şöyle bir göz attı ve sarayı arkasına alarak rotasına kaldığı yerden devam etti.

One comment

  • Maşallah maşallah 🌹 ne güzel bir dergi böyle … Başarılar diliyorum 💪🏽
    Ne kadar yaparsan o kadar olursun
    Bazı yenilgiler başarının taksididir
    Gerekeni yap ve güce sahip ol
    Her şeyin mühim noktası başlangıçtır
    Yapacağım diye vakit geçirme, yaptım de
    İnsan yenilince tükenmez pes edince tükenir
    Önemli olan uzaklık değildir ilk adımı atabilmektir
    Çok fazla hedef koyarsan en iyisini ıskalarsın
    Yapabilirler çünkü yapabileceklerini düşünüyorlar
    Güçlükler başarının değerini arttıran süslerdir
    İstemek “istiyorum” demek değil harekete geçmektir
    İyi bir başlangıç yarı yarıya başarıdır
    Bilginin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmak gerekir
    Yapacağın ilk şeyi kafanda net olarak görmelisin
    Büyük adamların amaçları, diğerlerinin yalnızca istekleri vardır
    Onların peşinden gidecek cesaretiniz varsa bütün rüyalar gerçek olabilir
    Ben hayatımın hiçbir anında karamsarlık nedir tanımadım
    Önemli olan zor zamanda kolay yolu seçmek değil. Önemli olan zoru başarabilmektir
    Büyük işler başarmak isteyen kimse, ölüm yokmuş gibi davranmamalıdır
    Başarı için plan yapmıyorsanız, o zaman hükmen başarısızlığı planlıyorsunuz demektir
    İnsan, kalbi ve aklıyla bir yola baş koyduysa, bu dünyada hiç bir şey imkansız değildir
    Başarının sırlarından biri, geçici başarısızlıkların bizi yenmesine izin vermemektir
    MORAL MOTİVASYON SÖZLERİ NELERDİR?

    Birçok kişi moralsiz kaldığında kendini motivasyon sözlerine adamaktadır. Ya da bazı kişiler çevresinde bulunan sevdiklerinin yaşantılarında kötü bir şey olmasının sonucunda onlara moral vermek adına motivasyon sözlerine başvurmaktadırlar.

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s