Hiçbir zaman,
Geceyi bayrakla
Yaldızlamış,
Umudu yumruk
Paletler altında
Polat…
Tank üstünde
Yekvücut
Bir kalabalık
Görmedim
Böyle
Gördüm
Hatları derin
Uykuya susamış
Güvercin ürkekliği ile
Omuz omuza,
Kenetli
Zafer işareti çakan
Pazubentli
Çetin,
Bir avuç insanı
Daldan dökülen
Dut misal
Kana bulanık kaldırıma
Basmamaya
‘Karınca denli’,
Ruhları incitmemeye
Çalışan
Bağrı ezgin
Hassas çehreli
Bir avuç insanı
Gördüm
Namussuz
Namluyu doğrultuyor
Sakınıyorum
‘Kalkın, korkak mısınız?’
Sesleniyor,
‘Ambulans!
Kolu koptu.
Dikkat et oğlum:
O, birinin parmağı.
Ne oldu, ne elinize geçti…’
Sövgü, dualara karışmış
Kulaklarımda
Unutmam
Doldur kapat,
Komutuyla tarayan
Kansız alçağı:
Eşkıyaya
Şapka çıkaran
Baş kaldırmışı,
“Askerim!”
Diye selamlayan,
Hamağında sallanan
Ahmakları
Unutmam
Ağızlardan,
Son nefes denli kopan
En büyük Allah’tır:
Allahuekber!
Nidasına karşı
Şeriatçılar,
Terânesine sığınan
Şafağı söktürecek salâyı,
Kestiğini sanan
Korkakları
Unutmam
Elinde çıkını,
Perperişan
Urbasına sarınmış;
Tereği pejmurde
Şapkasıyla
Çıkagelen
Toprak sürmüş,
Serden geçmiş
Anaları,
Babaları
Gördüm, unutmam
Şehit kardeşine:
Kesik kesik,
‘Gidiyor;
Nereye,
Gitme kardeşim!’
Sözleriyle;
Dizlerinin
Bağı çözük
Yakaran
Ağabeyi
İşittim, unutmam
Cuntacının,
Attığı her kurşunla
Dişleri sökülüyor
Dişleri
Dökülüyor
Güneş doğdu,
Gölge arıyorlar
Günyüzü görmesinler
Yüzleri
Hiç gülmesin
Gördüm, işittim, unutmam


Bilal Değirmenci için bir cevap yazın Cevabı iptal et