Ağlıyorsun…


Kurumayan göz yaşıEn derininden bir duman kasırgası vürud eder her şeyini de savura savura başın dönercesine öğütür sinesinde. Büyüdükçe büyüyerek sarar tüm hayallerini, duygularını ve dahası bedenin haricinde her şeyini… için böyledir dışını gören gördüğü kadar bilir; içini tek “bir” bilen bilir; bir de anlayan varsa yaşanmışlıklarından o bilir belki.

Bardağın dibindeki ilk damla son damlaya yollar tüm yüklerini artık göz yaşımı olur o son damla, denizin son tahammülü mü olur tsunamiye ya da volkanda titreyen son ateş damlası mı olur kim bilebilir. Soğuktan sıcağa ısınarak fokurdamanın zirvesinde buhar misali buluttan iner belki bir gün tüm dertlerin. Ne de olsa gök kubbe altında hiçbir aşikar gizleyemez kendini.

Gönlün tüm bunları bir musikide hissederken sığdıramazsın oraya ne anladıklarını, ne anlayamadıklarını ne de anlasan da dilinin ucunda saklanan ya da dilinin ucuna gelemeyen tüm alemi. Bulanık buğulu göz belki söyler derdini. Dünyada yaşadığın bir o kadar da dünyaya ait olmadığını hissettiğin bu hisler ne dünyadan koparır seni ne de ait olduğunu hissettiğin o yere götürür zamanı gelmeden. Üflenen nefesle sönüveren alev gibi senin de bir sönme vaktin vardır elbet. İşte bu daha da kabartır yüreğini, isteyerek ebediyen ulaşamayacağını bildiğin o yer seni çağırırsa sürüklenirsin ne kadar istersen iste. Elini uzatırsın semaya bulanık buğulu gözlerinle yalvarırcasına. Boynun da büküktür tabi bu acizliğinin yanında. Acizsin bilirsin kabul de edersin belki ama açıklayamadığın şeyler daha da acıtarak hissettirir acizliğini sana. Bu farkındalık anlık geçer belki ama kabz olmuştur boynuna. Sense bir kopsam bu duygudan dersin. Ama nafile böylesine ağlıyorken sen bunları bilmesen ne olurdu ki!..

sayın okuyucu yazıyı bu şarkı ile birlikte okumanızın isabetli olacağını  düşünüyorum şarkının sözleriyle yazım çok alakalı olmasa da başlangıçtaki melodiler atmosfere otoruyor: nurettin rençber~ aşk sana benzer

İlknur Yavaşcı

"hayatı kulağında sevdiğin bir müzik çalıyormuş gibi izlemek"te

3 comments

  • insan kendini dinlemek ister fakat kalabalıklar meşakkatler hep bunu erteler. insan, sessiz ve kimsesiz tek başına kalınca artık kendin konuşur ve gönlün izin vermez sana ve çoğu zamanda haklıdır nasılsa. bu anki acizlik ve suçluluk duygusunda gözyaşlarını istesen de tutamaz ve hıçkırıklarını kesemezsin ta ki boşalıncaya kadar. rahatlarsın belki ama bu sesin acısını unutamazsın.
    ve ağlamak için ille de zülüm görmek ve acı çekmek gerekmez bazen anlamazsın kendini, sıkıntı olmaksızın boşaltırsın içinde biriken suları bulut misali. sonuçta havalar kötü olduğunda tek yağmur yağmaz güneşliyken de ıslatır yeryüzünü…

  • ama olmadı şimdi ilknur hanım. linki en üstte vermeliydiniz 🙂

Ömer Faruk Çevik için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s