Ali Haydar Peçe
Film yazısı yazmak isteyince elim nedense Akira Kurasawa üstadın filmlerine kayıyor. Bahsedeceğim film 1952 yapımı Ikiru (Yaşamak) filmi. Kurasawa filmlerinin, güzel olmasına birçok sebep bulunabilir. Bana göre en önemli gerekçe ise üstadın insanın en temel duygularından ve yaşanmışlıklarından hareket etmesidir. Onun bu tarzı, insanın bam teline dokunan filmlerin ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Bunu yapabilmesinde, kendi hayat hikâyesinin de etkisi var. http://tr.wikipedia.org/wiki/Akira_Kurosava
Yönetmen bu filminde iki hikâyeyi iç içe anlatıyor. Belediyede çalışan yaşı ilerlemiş, hayattan pek bir beklentisi kalmamış Kanji, günün birinde ölmesine az bir vakit kaldığını öğrenir ve daha önce yapmadığı türde işler yapmaya başlar. Bu konuyla başlayan filmler ve kitaplar yaygındır. Fakat Kurasawa bu klasik hikâye başlangıcından bir bürokrasi eleştirisi şaheseri çıkarıyor. Bürokrasi, içinde bir şeyler yapma azmi olan insanların içindeki ateşin üzerinde kül dökmeyi çok iyi beceren bir olgudur. Japonların maddi ilerlemesine bakılırsa herhalde Kurasawa’nın eleştirilerini çok iyi analiz etmişler.
Uzun yola çıkanlar bilirler. Çok güzel yapılmış yollar arasında anlamsız kısa mesafeli bozuk yerler vardır. Araba sorunsuz bir şekilde giderken aniden sarsıntılar başlar, kısa bir süre sonra bu sarsıntılar hiç yaşanmamış gibi yola devam edersiniz. Bu sorunlu kısa mesafelerin başındaki tabelada, bilmem hangi kurumun “sorumluluk bitiş noktası” yazar. Yine bu sorunlu yolların sonundaki tabelada da bilmem hangi kurumun “sorumluluk başlangıç noktası” yazar. Çok ta önemsemediğimiz bu durum bürokrasi mantığını anlamak için güzel bir örnektir. Sorumluluk sınırının bitiş noktası genelde başka insanların sorunlarının başlangıç noktası olur.
Filmde, Kanji’nin bürokrasi yolculuğunun yanında kendi iç yolculuğu da anlatılıyor. Yönetmen, ömrü boyunca hayattan zevk almamış birinin, birden bütün zevkleri yaşamak istemesinin karmaşık ruh halini çok güzel anlatmış. Bazen olaylar üst üste gelir ve yaşamdan nefret edersiniz. İşte bu zamanlarda insanın tutunacağı bir dal, kaçacağı bir mağara olabilmeli. Ömrü boyunca böyle bir sığınak inşa edemeyen insanlar en sıkıştıkları anda yaşamdan kopabiliyorlar. Bize insan olduğumuzu, yaşadığımızı hatırlatacak bir ses, bir nefes mutlaka olmalı
Filmden alıntılar:
“Hayatı boşa geçirmek, Yaratıcı’nın bu büyük hediyesinin kutsallığını bozmaktır.
“Bu dünyada koltuğunuzu korumanın en iyi yolu, bir şey yapmamaktır.”
Halkla İlişkiler Masası
– Mahallemizde bulunan, lağım çukurunu şikâyet etmek için, geldik
– Bunu Mühendislik birimine söyleyin
– Bu gerçekten hijyenle ilgili bir sorun, bu yüzden Sağlık Dairesini denesen dahi iyi.
– Sağlık Koruma Dairesine git.
– Çevre Sağlık Koruma’yı gör.
– Enfeksyon Hastalıkarına git.
– Bir sürü sivrisinek? Bu, Zararlı Böcekler Bölümü’nün işi
– Sorun dibe sızmaya başladı ki bunun anlamı sorunla ilgilenecek yerin Kanalizasyon İşleri Dairesi olduğudur.
– Aslında hendeğin çevresinden yol geçtiğinden, sorun Yol İşleri’ne ait demektir.
– Şehir Planlamadan bir karar beklemekteyiz, Bölge Düzenlemeye git.
– İtfaiye Şubesi lağımı kurutmayı reddetti. Eğitim Dairesini dene.
– Böylesine büyük bir sorun Belediye Konseyindeki Bölge Temsilcisine aittir. Sana belediye başkanı ile bir görüşme ayarlayacağım. Ona kartımı göster ve o da hemen seninle görüşecektir.
– Tüm bu sıkı çalışmanız için teşekkür ederim. Gerçek şu ki bu gibi şikâyetleri bize getirip dikkatimizi çeken sizin gibi insanları gerçekten takdir ediyoruz. Yeni Halkla İlişkiler Dairemize asıl ilhamı veren işte budur. Şikâyetlerinizi kısmayın. Hey sen, şu vatandaşlara Halkla ilişkiler masasını göster.
Halkla ilişkiler Masası
– Bunu Mühendislik birimine söyleyin



alihaydarpeçe için bir cevap yazın Cevabı iptal et