“Dinleyelim dağ başında figanı
Görelim ne söyler şu Leylâ Leylâ”*
Duydum ki ufukta gelecek görmek zor geliyormuş gençlere, o zaman tam da vaktidir ecza kutumuzdan umut aşısını çıkarmanın.
Böyle bir durumda “gün doğmadan neler doğar” denir umudun kesilmemesi, ümitsizliğe düşülmemesi için. Amaç rahatlatmaksa “eminim, her şey düzelecek” de denilebilir. Ama hayat sürprizlerle doludur ve yoktur hiçbir şeyin garantisi. Aslında zor durumdaki kişiyi her duruma hazırlıklı kılmaktır maksat; ama umuda daha çok yaklaştırarak.
Nedir ki günün ardındaki perde, daha çok yaklaştırır insanı ümide. Belki de gecenin zifiri karanlığından kurtulup, günün parlak nuruna ulaşmak rahatlatır insanı. Bu fark edemediğimiz bilinçaltı oyunu keyiflendirir bizi tıpkı küçükken oynadığımız oyunlar gibi…
Peki ya gün biterken neler biter? Beyinden ilk aldığımız sinyaller olumsuz, içinde bir bitiş hem de günün bitişi olduğundan. Ama koşuşturmasından bunaldığınız ya da sadece oturmaktan sıkıldığınız bir günün ardından samimi bir arkadaşınız gelse ve “ gün biterken neler biter” derse rahatlamaz mısınız Allah aşkına? İşte ben aynı samimiyetle sesleniyorum:
– Gün doğmadan neler doğar ve gün biterken neler biter.
O zaman şöyle diyelim: gün doğarken doğacak olan yakalayacağımız mutluluk umududur ve gün biterken de bitecek olan kurtulacağımız anti-mutluluk umududur. Eğer umudun varsa doğan güneşle beraberdir beklediğin güzellikler ve eğer umudun varsa batan güneşle gider istemediğin bütün kötülükler… Umudun yoksa ne doğması ne de batması güneşin sana etki edebilir. Çünkü karanlıktadır senin dünyan her zaman. Tat yoktur, huzur yoktur, zaman yoktur; kısacası yok yoktur hayatında.
Bitti satırlar daha başlamadan,
Yaşandı her şey tadına bile varılmadan.
Biri gelecekti, bekleyeni de gitti;
Yaşam, biri birini beklerken bitti.
Umut ancak inancın yanındadır gün doğsa da batsa da. Bir tutam umut yeşertmek duasıyla…
“İkimiz de oturalım diz dize
Biz de hu çekelim hu Leylâ Leylâ” Erzurumlu Emrah

hanedan için bir cevap yazın Cevabı iptal et