Doğup büyüdüğün memleketten başka bir memlekete gitmeye orda yeni bir hayat kurmaya göç denir. Gittiğin yer gurbet sen de gurbetçisindir. Basittir tanımlar, insanların tanımları böyle basittir işte… Tarif edilebilir mi tek kelimeyle gurbet?! Hele birde gurbetçiysen. İnsanlar sanarlar ki; edilebilir tarifi hele bir de başına ah (gurbet) kelimesini koyuverince ağırlığı kalkar gurbet kelimesinin. Ah deyişleri kadar kolaydır ya gurbet, ah demek kadar kısa ya gurbette yaşamak.
Her sabah kalktığın yatağa, yollarını arşınladığın sokaklara, şehre veda etmek, sevdiklerini terk edivermek. Belki de hiç sevemeyeceğin alışamayacağın insanlara merhaba demek. İşte gurbet… Zifiri bazense bıçak kadar keskin soğuğu olan sanki sabahı asla olmayacakmış gecelerde usulcacık ağlamak, ısıtamadığın buz gibi elini sıcacık gözyaşlarına değdirmek. İşte o anda yalnızlığını kalbinin en derininden hissetmek… Gözyaşını silenin olmayacağını, sevdiklerinin olmadığını özümsemek. İşte gurbet. Her şeye yabancı kalmak gurbet. Odana, evine, sokağına, şehrine. Ve ne zaman biter hasretlik bilmeden yaşamak. Sadece şairin ‘ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar, kavuşmak nasıl olmaz madem ki ayrılık var’ beytine kapılarak yaşamak. Eğer ayrılık olduysa kavuşmak kaçınılmaz madem, madem ayrılık kavuşmaya işaret o zaman sabır gerek, susmak gerek, tahammül etmek gerek diye düşünmek gurbet.
Önceden sevdiklerinin gözlerine bakınca geçiveren dertlerine o gözlere bakmadan sabretmeyi öğrenmek gurbet. Acını paylaşmadan bütün olarak içine hapsetmek, acıtmasına tahammül etmek gurbet. Saymayı adet edinmek demek gurbet. Tabi sayılacak günlerin varsa eğer…
Yoksulluğunu, aczini sonuna kadar görmek ama öyle değilmiş gibi yaşamak demek gurbet. Aynı hatıralarla farklı hayaller kurarak yaşamak, çoğunlukla yeni hayatına alışamamak ama alıştım diye kendine bile yalan söylemek gurbet.
İşte tek cümleyle anlatılamayacak kadar zor gurbet…
İşte yetim çocukların gözyaşları kadar hüzünlü gurbet! 🙂

mukaddes için bir cevap yazın Cevabı iptal et