Erkeklerin kadınlara nispetle araba kullanmadaki görece başarılarının tesadüfi olmadığını düşünmüşümdür. Önceleri “sadece Türkiye’de mi bu böyle” diye sorardım. Sonra arabalarla ilgili uluslararası organizasyonlara bakınca (formula 1, dünya ralli şampiyonası vb.) durumun erkek ve kadın cinsleriyle bağlantılı olduğunu düşünmek daha bir makul gelmeye başladı.
Kanaatimce erkek analitik, kadın sentetik düşünmeye yatkındır. Dikkat ederseniz “yatkındır” kelimesini kullanıyorum, “zorunlu” değil. İsteyen kadın, analitik de düşünebilir yani. Ne var ki bu durumun doğasını zorlama olduğunu ve hayatını sıkıntıya sokacağını söyleyebilirim. Analitik ve sentetik düşünme arasındaki temel farklar, erkek ve kadınlar arası farkları da ortaya koyacaktır.
Erkekler çözümlemeye yatkın iken; kadınlar çözmeye yatkındır. Dolayısıyla erkek çoğu zaman soruların peşinde koşar; kadın ise cevapların. Erkekler mi daha soğukkanlı kadınlar mı ya da kadınlar mı daha telaşlı erkekler mi, diye bir soruya muhatap olsak çoğumuz hiç düşünmeden, erkeklerin daha soğukkanlı ve kadınların daha telaşlı olduğunu söyleriz.
Kadınlar kendilerine “neden” sorusunun sorulmasından haz etmezler mesela, “nasıl” sorusu daha albenilidir onlar için. Ve “nasıl” sorusuna kadınların verebileceği cevaplar erkeklerin aklını başından alabilir. Kadınlar müthiş bir cevap verme yeteneğine sahiptir bu noktada. Erkeklerin hayal bile edemeyeceği kadar cevap vardır kadınların zihinlerinde. Bu yüzden kadınlar erkekleri kolayca ikna ederler. Erkekler soru sorana kadar, kadınlar cevabı bulmuştur çünkü. Cem Yılmaz’ın anlattığı bir anekdot geliyor aklıma. Kadın, erkeği bir otelde görse ve “ne işin vardı otelde” diye sorsa erkek “ne oteli?” diye soruyla karşılık verir. Erkek, kadını otelde görse ve aynı soruyu sorsa; erkek farkına bile varmadan kadın cevaplarını otelin yapılışına kadar getirir.
Kadınların daha konuşkan olduğu bilinir. Erkekler genellikle hâl ehlidir; kâl ehli değil. Bunu kötülemek maksadıyla söylemiyorum, herkesin kendince bir günahı vardır; ama kadınların dedikodu konusundaki mahareti göz ardı edilemez. Erkekler “biraz dedikodu yapalım” diye bir araya gelmezler; ama çoğu kadın için sıradan bir iştir bu, hoşlanmasalar bile. Birisi analitik, diğeri sentetik olduğu için erkekler düşünürken, kadınlar konuşur.
Bilmem hiç düşündünüz mü; ama kadınlardan filozof çıkmaması da – ya da nadiren çıkması – aynı sebepten ötürüdür. Felsefe, soru sorma kabiliyeti olanlara hitap eder. Çözümleme yapanlar, analiz edenler ancak felsefe yapabilirler. Kadınların ise böyle bir derdi yoktur. Onlar analiz etmeye ihtiyaç duymazlar, kendilerine göre bir cevapları zaten vardır. O cevap üzerinde tartışmak da istemezler (Kadınlarla cevapları hakkında tartışan erkekler sıkıntı çekerler bu yüzden). Bu sebeple de mutludurlar. Soru soranlar ise huzursuzdur. Sürekli bir arayışla geçer ömürleri, bir türlü hayata salamazlar kendilerini.
Baştaki meseleye dönersek, araba kullanma soğukkanlı olmayı ve kontrol edebilmeyi gerektirir. Çözümleme yeteneğine sahip olmalı ve analiz edebilmeli. Trafik gibi bir karmaşayı ancak böyle aşabilirsiniz. Erkekler bunu rahat yapıyorlar; çünkü analiz kabiliyetleri yüksek. Kadınlar ise bir virajı alana kadar erkekler köprülü kavşağı geçiyor. Trafikte tecrübeli olanlar bu durumu kanıksamışlardır. Bu demek değil ki kadınlar her zaman arabayı kötü kullanırlar. Araba kullanmakta mahir olan kadınlara bakalım; muhtemelen matematik ve geometride iyi olan kadınlardır.
Sonuç olarak, sentetik düşünen akıl, doğadan gelen verileri kullanır. Doğa olmadan, sentetik düşünme meydana gelemez. Analitik düşünme ise doğaya sürekli ihtiyaç duymaz. Verileri bir kez elde etti mi, analiz etmeye başlar, kendini doğadan soyutlar. Özet olarak birisi doğaya bağımlı, diğeri doğadan bağımsızdır. Bakın yine doğaya geldi mesele. Erkek akla, kadın ise doğaya yakın/yatkın… Tam da bu noktada en can alıcı soru geliyor akla. Neden çocuk doğurma özelliği erkekte değil de kadında bulunuyor? Yoksa kadının doğaya yatkın olmasından mı?
■ Konu ile ilgili yazarin bir baska yazisi icin tiklayin: Hayatin Kadini ve Olumun Erkegi
∗ Hadi Ensar Ceylan

h.g. için bir cevap yazın Cevabı iptal et