bir ses taşıdı rüzgâr,
derinlerden kaçıp gelen yorgun bir ses
dağın boğuk iniltisiydi bu
‘ay’ı sırtlamanın hüzün sesi
bir gölge sürükledi bulut
dağın bağrına yaslanan bir gölge
karanlık göğün işaretiydi bu
‘insan’dan kaçışın acı gölgesi
ve zaman
aydınlık ruhların acı çektiği
soğuk ve sonsuz bir an gibi geçti
ve bir çoban haykırdı yüce tepeden
hüznü anlayan bir kardeş
karanlık deredeki kuzularına
kanda boğulmakta olan kardeşlerine
haykırdı bir çoban
seher yelinin doğduğu yerden
‘selam!
nicedir hakikatin acı arayışındaki ben
gerçek bir müjde getirdim sizlere
haydi!
tırmanın şu dağlara
güneşin aşkıyla yanan tepelere
yeniden başlayacak zaman
yeniden yaratılacak kainat
varlık yoğrulacak yeniden zaman tasında
selam!
insan insana kardeştir
varlık varlığa, yokluk yokluğa
O birdir;
kalp birdir zira, vicdan bir, hakikat bir
haydi kalkın, omuz omuza
kardeşlik şehrine, ‘insan’ın kalbine
yürüyelim
can verelim ölü canlara,
özgürlüğü tutsaklara’
ve ümit emredildi!
seher yeli taradı yeşil saçlarını dağın
üfledi ruhunu ruhuna
heeey! ilâhî bir sestir bu duyulan
gündüzün, gecenin ve düşün ayetidir
ayın özgür varlığının türküsüdür
insanın insana, varlığın varlığa hasretidir
∗ Ferhat TAŞKIN

zeynelabidin için bir cevap yazın Cevabı iptal et