Anılar IV

Güneş toprağı kucaklar dirliksiz sağ tarafım bir huzmeyle ışırdı

Yalımı yiten mevsim asık suratla… Bayat, bayağı pazarlardan evlere döner

Küvetler çağında duvar kâğıdı varsıllık alameti

Siyasiler hayattadır… Şehir deprenir, kolonlar törenle kesilirdi… Bitler kara şapkalara doluşmuş

Parti ilanları tinerle tahta kokar… Tatsız bir topak çamur ağızlarda

Döşemenin eklemleri gıcırdar

Tıraş makası yağlandıkça deriler kabuk tutarmış… Bitlere deva

Kafalar kalın giysilerle tutuşurdu baştan

Sobalar boğulmuş, bacalar kurumlu, tavanda pıtrak benekler

Terasta piknik… Ekmek üstü margarin… Rus malı ve reklamlar önümüze yığılırdı

Uzdan salınan ışın gümrüklere uğramış, yorgan altlarına girmemiştir… O çağlar

Gövdemizde dakikalar ufalanırdı

Vücudun en nazik eğitmeni marazlarmış… Suçiçeği, kızıl, kabakulak, kızamık

Çilleri silinmemiş çocuklar… Süreğen yaşlılarla

Resimlerde birbirine yabancı… Durup durup oraya bakarlar… Son defa, sen gidince

Teni ağartılmış zenciyi seyreder… Ev halkı… Beyazcamda

Kızılderililer hurrayla ezilip geçilirdi

Ateş, alkollü pamuklarla yatışır yatışmaz ayaklansak

Dışarısı cezbetse, yıldızdan demetler sunsa dahi soluksuzluk

Karkas binalar ve soteler katillerle işkilli

Unutulmuş mudur yoksa erginlikte

Bu cılız yadigâr… Çenemizi tutan el, dirliksiz ışık huzmesi

Yitmiş midir çoktan?

Yağma değil!

Sokaklarında naralar dinmiştir illa… Son defa, ben gidince

Yarasalar dönenmez gün batarken… Akşamsefası açmaz… Ateşböcekleri süslemez geceleri… Bundandı


YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.


Yorum bırakın

YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin