Yazar: Ali Haydar Peçe
Amerika’nın Siyonist İsrail’e soykırım konusunda verdiği koşulsuz destek herkesin malumudur. Bu koşulsuz desteğin altında yatan nedenlerin üzerinde Holokost Endüstrisi kitabını değerlendirirken durmuştum.[1] Kısaca hatırlamak gerekirse İsrail, Amerika için Orta Doğu bölgesinde kullanışlı bir aparattır. Bu aparat Amerika’nın işine yaradığı sürece İsrail’i kullanmaya ve ona sınırsız destek vermeye devam edecektir. İsrail de Amerika’nın desteğini arkasında bulduğu sürece sınırsız katliamlarına devam edecektir.
Son dönemde Amerika’da geniş halk kitlelerinin soykırıma karşı yaptığı gösteriler ve özellikle üniversitelerde, Vietnam savaşından beri görülmemiş eylemlerin yapılması İsrail’in katliamlarına karşı olanların büyüklüğünü göstermektedir. Bu meselede dışarıdan bakanlar için anlaşılması en zor konulardan biri Amerika’nın bu soykırıma kendi halkına rağmen nasıl destek verebildiğidir.
İsrail’in Amerika’da yürüttüğü lobi faaliyetlerinin işleyişini öğrenmek bu anlaşılmaz konuyu biraz aydınlatabilir. Amerika’daki siyasetçilerin seçilme biçimleri biraz karışık olsa da ülke yönetiminde ve karar almada en etkili unsurlar senatörlerdir. Bu senatörler seçim sırasında bağış toplayarak seçilme şanslarını artırmaktadırlar. Bu noktada ülkede yasal olarak görülen AIPAC[2] (American Israel Public Affairs Committee-Amerikan İsrail Halkla İşleri Komitesi) kısaltması ile bilinen ve varoluş amacı İsrail’e destek vermek olan bir kuruluş ile karşılaşıyoruz. Bu kuruluş, lobi faaliyetlerini açıktan yürüterek İsrail’e destek sözü aldıkları senatörlerin seçilmeleri için bağış toplamaktadır. Son seçimlerde Amerika’da siyasette etkin olan hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat 365 senatöre mali destek vererek kritik senatörlerin seçilmesini sağlayan AIPAC İsrail’in desteğe ihtiyaç duyduğu zamanlarda bu senatörleri devreye sokarak İsrail’in ihtiyaç duyduğu her türlü kararı siyasi olarak aldırabilmektedir.

Kısaca özetlemek gerekirse İsrail destekçisi AIPAC’ın para yardımı ile istediği Amerikan senatörlerini seçtirdiği; bu senatörlerin de söz konusu İsrail olduğunda her türlü desteği sağladığı bir düzen ile karşılaşmaktayız.
Bu tür açıklamalar komplo teorisi gibi görünse de AIPAC’ın resmi sitesi incelendiğinde destekledikleri adaylar için toplamda 17.4 milyon dolar topladıklarını, bu adayların %98’inin seçimleri kazandığını, Amerika-İsrail ilişkilerine zarar vereceğini düşündükleri 13 adaya ise seçim kaybettirdiklerini açıkça ilan ettikleri görülmektedir.

AIPAC’ın zafer olarak nitelendirdiği bir başka husus da Amerika’nın İsrail’e göndermiş olduğu 14.3 Milyar dolarlık yadım paketidir. Bu paketin hemen yanında yer alan füze resimleri paranın katliamlar için harcanacağını ilan etmektedir.

Bu iki bilgiyi yan yana getirdiğimizde senatör seçimleri için 17.4 Milyon dolar bağış toplayan AIPAC bunun karşılığını İsrail’e yardım olarak giden 14.3 Milyar dolar olarak tahsil etmektedir.
AIPAC’ın destek verdiği senatörlerin İsrail’e desteği sadece para konusuyla da sınırlı değildir. Son katliamların ardından Uluslarası Ceza Mahkemesi’nin Netenyahu hakkında tutuklama kararı alma ihtimali ortaya çıktı. Fakat bu kararın açıklanması öncesinde Amerika’daki senatörler Uluslararası Ceza Mahkemesine tehdit mektubu yazdılar.

Bu mektupta imzası olan senatörlerin Uluslararası Ceza Mahkemesine yaptığı tehditleri gazeteci Yunus Paksoy kısaca şu şekilde özetlemiş:
•Eğer İsrail hükümet yetkililerinin tutuklanması için emir çıkarırsanız bunu yalnızca İsrail’in egemenliğine değil, ABD’nin egemenliğine yönelik bir tehdit olarak da yorumlayacağız.
•İsrail’i hedef alırsanız, biz de sizi hedef alırız.
•Amerika’nın ICC’ye verdiği tüm desteği sona erdirecek, çalışanlarınıza ve ortaklarınıza yaptırım uygulayacak ve sizi ve ailelerinizi Amerika Birleşik Devletleri’ne girişten menedeceğiz.
•Uyarıldınız.[1]
Mektubu yazan senatörlerden Tom Cotton’un AIPAC’tan aldığı bağış bu İsrail lobisini takip eden bir oluşum olan AIPAC Tracker https://twitter.com/TrackAIPAC tarafından 237 bin dolar olarak tespit edilmiştir. Dikkatli incelendiğinde Uluslararası Ceza Mahkemesine tehdit mektubu yazan diğer senatörlerin de AIPAC’ın destek verdiği kişiler olduğu anlaşılmaktadır.

Amerika-İsrail ilişkileri elbette tek bir lobinin yaptığı faaliyetler ile açıklanacak kadar basit değildir. Bununla birlikte Amerikan senatörlerinin kendilerine gösterilen tüm tepkilere rağmen İsrail’e verdikleri sınırsız desteğin sebebinin öğrenilmesinin, Filistin soykırımına giden yolun taşlarının nasıl döşendiğinin anlaşılmasında önemli olduğunu düşünüyorum.
[1] https://twitter.com/yunuspaksoy/status/1787520284846616631
[1] https://yinedergi.wordpress.com/2024/01/12/holokost-endustrisi/


Yorum bırakın