Yazar: Mustafa Barış
Eğer geleceğe tümüyle geçmiş hükmetseydi asla yeni bir şey olmayacaktı. Eğer tarih tümüyle yeniliklerden oluşsaydı geçmişin hiçbir değeri olmayacaktı. O halde; geleceği şekillendiren geçmişin önemli kısmıyla, geçmişle bağı kopmayacak olan geleceğin bağlantılarını belirleyen unsurları araştırmak gerekmektedir.
Özgürlük aklına her geleni, istediğin her edimi yapabilme imkanı olarak tanımlanmamalıdır. İnsan ya Allah’a teslim olacak ya da “güç”, “otorite”, “para” ve benzerlerinin köleliğinde yaşam sürecektir. Kadim zamanlardan modern çağlara insan özgürlüğünün değişmeyen diyalektiği; kulu olacağı “değerleri” seçmesindeki özgür iradesinde saklıdır. İslam bu konuda; özgür bir ortamda Allah’tan başka bir değer, merci, otorite, güç ve mâbud tanımamayı önermektedir. Diğer tabirle bir “şey” değerliyse, o değerini Allah’a ulaştırması, Allah’ı hatırlatması dolayısıyla bir vesile[1] olmasından almaktadır.
Toplam çalışma saatini düşürmemek kaydıyla haftalık çalışma günlerinin dört gün olmasında faydalar vardır. “Ya yaptığın işi seveceksin ya da sevdiğin işi yapacaksın!” diye isabetli bir söz vardır. Dört günde, sevdiğin işi daha yoğun çalışarak mutlu olabilirsiniz. Muhtemelen ilk işleriniz sevdiğiniz cinsten olmayacaktır. Şayet yaptığınız işi sevmiyorsanız, kalan üç günde yoğun çalışarak yepyeni bir meziyet kazanıp, meslek öğrenebilirsiniz. Böylece yeni işine hazırlık yapmaya fırsat verdiği için sevmediğiniz işi sevmek için neden bulursunuz. Çalışmayı da tatili de hakkını vererek yapmak lazım gelir.
Hayatı “anlamlandırmak” için kendinizde eksiklik hissedip, boşlukta ve arayışta olduğunuzu düşünüyorsanız şunları paylaşabilirim:
- Kendinizi tartın! Ne eksiğiniz var, tespit etmeye çalışın ve Kur’an’ın bu konuda ne demekte olduğuyla ilgili araştırmakla sürece başlayın. Şu ayet başlamak için uygun olabilir: Oğulcuğum, şu bir gerçek ki, yaptığın, bir hardal dânesi ağırlığında olsa, bir kayanın bağrına veya göklere, yahut yerin bağrına konsa, Allah onu yine de ortaya getirir. Çünkü Allah Latiftir, lütfu sınırsızdır; habîrdir, her şeyden haberdardır.[2] Dünya’nın evrendeki büyüklüğünün, bir hardal tanesinin Dünya’daki büyüklüğünden daha da küçük olduğunu idrak etmek gerekir. “Talibi” olduğumuz şey yani anlamlandırılacak olan, bu kadar ağır ve azametli iken uğrunda yeterince emek vermeden ulaşılabilir olmasa gerek, değil mi ya!?
- “Irmağın kaynağından beslenmek” her zaman daha faydalı ve güvenli olacağından Arapça öğrenmeye başlayın. Arapçayı da Türkçe bilmeden öğrenmek imkansızdır. O halde kendi üslubunuzu yakalayana kadar yazarları, şairleri araştırın ve tartın. Hoşuna gidenleri bulduğunuz zaman onun bütün eserlerini okuyun! Akılda tutmada yarar var: Öncelikle yazarların “ne” dediğinden ziyade “nasıl” dediğine odaklanın bu süreçte. Okunacakların, okunabilir olacakların listesinin “çok çeşitli” olmasında faydalar vardır.
- İngilizcenin zaten öğrenilmesi gerekliliğini, zaid lakin, yine de zikredelim. Üç gün tatilde bol bol zamanınız olacak ne de olsa.
- Kendinizi sürekli olarak da eleştirmeyin. Güzel olduğunu düşündüğünüz hasletlerinizi yazarak, konuşarak anlatabileceğiniz geri dönüşler alabileceğiniz yollar arayın. Hem kendinizi geliştirir hem de dünyayı sizsiz bırakmazsınız. Mutlaka yazın, yazın, yazın…! Bil ve aklından çıkarma: Sen değerlisin!
- Akademiyi mutlaka düşünün, şartları zorlayın. Kendinizi geliştirmenin tek değil ama yollarından birisidir. “Nasıl” ifade edileceğini öğrenince, “neyin” söylenmesinin gerektiğine geçişin yerlerinden bir yerdir akademi.
- Akademi; eksik olduğunuz yeri geliştirmeye yardımcı olduğu kadar iyi olduğunuz konularda da diğerlerine perspektif sağladığınız, yeni ufuklar açabileceğiniz bir eğitim ve öğretim sürecidir. Timsahın “çene”sinden, tilkinin de “kurnaz”lığından örnek almak gerekir. “Cesaret” riskini alamayan tilki hayatta kalamaz.
- Nihayette evet, bazı dertlere şifadır.
- “Araba”nın değil, “yol”un hakkını veriniz.
- Klişe lakin iş görüyor: “Öğrenmenin gerçekten yaşı yoktur.”
- “Başka yolu yok mu?” diyorsanız şuna kulak verin: Bunları yapan, yapmayı göze alan bir yazarı kendinize aşık ediniz.
- Aklın yolu birdir: “O’nu bulmak.” O’nun var, bir ve tek olduğunu delile dayalı bilmek. Diğer tabirle hayatı anlamlandırmak. Müslümanlığın, teslimiyetin yolları ise çeşit çeşittir.
[1] el-Maide 5/35. Bu anlamda vesile; kulun Kur’an’ı doğru anlamasına ve iyi insan olmasına götüren her şeydir.
[2] Lokman 31/16.


Yorum bırakın