Anılar III

Kağşak yaprak serili yolaklar ıssız evler arasında

Yaşam çarpıntıdan ibaretti bir hayli peşi sıra koşardım alacalanmış

Sabahlar yeşerirken… Sevinçten çıldıran bir tazı sanki kovalardım uçucu gölgeleri

Kuşluğun sütü sahanda tüter, kavlıçlılar tencereyi yüklenirdi

İniltiler kalınlaşır kınalı avuçlarla

Babannem boyunca ip eğirir, hayalleri uğurlardı aklından

Eşikte adımlar sayılmadan çoğalırdı

Sular çekildikçe çeşmelerden soluk soluğa döner

Helecandan ter basmış

Hanımelilerini emerdim diplerinden… Arı iğnesini tadana değin

Boğazım yangıya aşina değilken halen

Adının sesini işitmemiş, tuhaf aydınlığı görmüştüm akşamleyin… Buğusu kayalarda tüter

Kokusu ücralardan sokulurdu düşlerime… Ay kuluçkasına yatmış tortop

Yılanlar kuytularda uyuklarken… Yer ışırdı daima

Yarınlar aylanacak topraklardı

Gök! Deli bozuk bir kadın… Mavi koyu beyaz kanamış

Yaban çilekleri devşirir hep yokuşa doğru… Sürekli mırıldanır

Giderdim… Ardınca… Yağmur zifiriyle beraber hışırtılı gündüzün

Otların arasından… Saçılmış gölgelerle üstüm başım allak bullak

Peşi sıra uyarılar, azarları alır atardım eslemeden… Kovalardım o boşluğu  

Yusuf! Nedendir… Bilirsin… Hasetlikten

Örümcekler ağlarına deseni neden katar? Tuzağa çekmek için

Yaşam eğlentiden ibaret!

Yaz kaynar, kokuşur, su derisini değiştirmeden halen… Güz erer

Etten kalmadır gölgem, kara yağıza çalmış… Nedendir bilmem!

Ay sönmüş müdür nihayet… Nehrin kıvrımında mı çatlar? Kuyulara sokulan karanlıkta mı… Bundandı


YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.


Yorum bırakın

YineDergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin